Marie Claire

Marie Claire

  • Kış Sebzeleri
    Kış Sebzeleri
  • Doğru Bilinen Yanlışlar, Yanlış Bilinen Doğrular
    Doğru Bilinen Yanlışlar, Yanlış Bilinen Doğrular
  • İşte Ayın Vazgeçilmezi
    İşte Ayın Vazgeçilmezi "SU"
  • Yenilenmek
    Yenilenmek

Kış Sebzeleri

Kışın vücudumuzun direnci düştüğü için vitamin ihtiyacımız iki kat artar. Vitamin açısından kış sebzeleri daha zengindir. Sebzelerde bulunan antioksidantlar (A, C, E vitaminleri ve selenyum gibi mineraller, oligosakkaritler, alkol ve fenoller, diyet posası... gibi bazı maddeler) hastalıklara karşı vücudun savunma mekanizmasını güçlendiriyor. Ayrıca sebzeler, içerdikleri posa ile bağırsak faaliyetlerine yardımcı olurken kabızlığı engeller ve uzun süre tok kalmamızı sağlar.

Bağışıklık sistemimizde önemli bir rolü olan C vitamini vücutta depolanmadığı için her öğün alınması, özellikle sigara içenlerin daha fazla C vitamini almaya özen göstermesi gerekir. Çünkü vücutta C vitamini eksikliğinde halsizlik, çabuk yorulma ve hastalıklara yakalanma riski artar.
Ayrıca, lahana, karnabahar, ıspanak, marul, pazı, roka, pırasa, soğan, sarımsak gibi kış sebzeleri kanser ve kalp damar hastalıkları riskini azaltıyor. Sarımsak, soğan, turp ve şalgam gibi sebzelerdeki kükürtlü bileşikler ise kan yağlarının (kolesterol) ve yüksek tansiyonun düşmesinde etkili olup kanser ve kalp damar hastalıkları riskini azaltır.

Brokolinin yüzde 56, brüksel lahanasının yüzde 29, lahananın yüzde 70, karnabaharın yüzde 70 oranında kanser ve kalp damar hastalığı riskini azaltması içerdikleri glikosinolat maddesine bağlıdır.

  Şimdi tam zamanı Yakında tezgahta Mevsim geçmek üzere
Ekim Pırasa, karnabahar Kereviz, ıspanak, lahana Taze ceviz, taze fındık, kabak, biber, patlıcan
Kasım Lahana Balkabağı, brüksel lahanası Fındık turpu
Aralık Kestane, balkabağı Pazı, pırasa, kereviz Roka
Ocak Brüksel lahanası, pırasa, Kereviz Pazı Semizotu
Şubat Pırasa, kırmızı turp, pazı Kuşkonmaz, fındık turp, roka Kestane, soğan, lahana

İŞTE EN FAYDALI KIŞ SEBZELERİ…

BROKOLİ: Mineral ve demir eksiliğini gideren brokoli vitamin deposudur. Antikarsinojenik (kansere karşı koruyucu ) etkisi yüksek, kalsiyumdan zengin dolayısıyla kemik erimesine karşı koruyucu, lif oranı yüksek bir besindir.

ENGİNAR: Kan şekerini dengelemede ve kandaki üre ve kolesterolün düşürülmesinde ve karaciğer detoksunda çok etkili bir sebzedir.

SARIMSAK: Yüksek tansiyon ve kalp hastalığı riskini azaltır. Bağışıklık sistemini güçlendirici etkiye sahiptir.

MAYDANOZ: C vitamini ve demir deposudur. Böbrekleri temizleyici, kan şekerini dengeleyici ve kansere karşı koruyucu etkiye sahip.

KEREVİZ: Antioksidan ve sindirim sistemini rahatlatıcı etkiye sahip. Kerevize özel kokusunu veren fitalid adlı maddenin kandaki stres hormonunu azalttığı, bu yolla damarların gevşemesini ve tansiyonun düşmesini sağladığı, ayrıca kolesterolü de düşürdüğü belirtilmektedir.

LAHANA: Beyaz lahana en iyi toksin atıcıların başında yer almaktadır. İçerdiği antioksidanlar sayesinde bağırsak kanserine karşı koruyucu özelliği vardır. Düşük kalorili, A,B ve C vitaminlerinden zengin, bol posa içeren ve tohumları idrar söktürücü özelliğe sahip bir bitkidir.

KIRMIZIBİBER: Karotenoidler, flavonoidler, esans yağları ve bol c vitamini içeren kırmızı biberin yüksek tansiyonu ve kolesterolü düşürdüğü bilinmektedir.

KARNABAHAR: Karnabahar hem enfeksiyonlara karşı etkin, hem de antibakteriyel özellikte birçok aktif madde içermektedir. Özellikle kronikleşmiş idrar yolları enfeksiyonlarında bilinen en etkili sebzedir. İçerdiği bol miktarda fosfor, özellikle osteoporozu önleyici ve kemik oluşumunu destekleyici etkiye sahip bir sebzedir.

PIRASA: Potasyum, kalsiyum, demir ve fosfor bakımından oldukça zengindir. E,C,B1,B2 ve A Vitamini içeriği yüksektir. Pırasa böbrek taşlarının oluşumunu engelleyici etkin maddelere sahiptir. İçerdiği posa sayesinde kabızlıkta tercih edilen sebzeler arasındadır.

ISPANAK: Başta demir olmak üzere çeşitli mineral tuzları ile A ve C vitaminleri açısından zengin olan ıspanak çok değerli bir besindir. Mide, karaciğer ve pankreasın salgılarını uyarır. Ispanakta, demir dışında magnezyum, fosfor, iyot ve vücudun dengesini koruyan mineraller bulunur.

HAVUÇ: Havuç, A vitamininin ön maddesi olan karotenleri içerir. Bu maddenin aktif hale geçmesi için havuçlu salataların mutlaka yağıyla yenmesi gerekir.

 
Kaynak:  Marie Claire

Doğru Bilinen Yanlışlar, Yanlış Bilinen Doğrular

Sağlıklı beslenme söz konusu olduğunda en sık sorulan ve cevapları hakkında pek çok farklı görüş öne sürülen soruları derleyip; yanlış bilinen doğrularla doğru bilinen yanlışları tek tek ele alıyoruz… İşte sağlıklı beslenmede en merak edilenler…

*Natürel zeytinyağı, saf zeytinyağından daha mı az kalori içerir?

Tipleri fark etmeksizin zeytinyağında tekli doymamış yağ asitleri yüksektir ve kalorileri oranları aynıdır. Ekstra natürel zeytinyağı daha az asit içerir ve saf ya da natürelden daha aromalıdır.

*Menopoz döneminde fazla magnezyum alınması ateş basmasını önler mi?

Menopozdaki rahatsızlıkların tedavisinde, ekstra magnezyum alımı da dahil olmak üzere diyetsel içeriklerin etkili olduğu konusunda kesin bir kanıt yoktur. Fakat menopozdan sonra yiyeceklerdeki magnezyumun yeterli miktarda alınması, kalsiyumun vücutta etkin kullanılmasına yardımcı olarak kemik sağlığını artırır.

*Gıdalardaki katkı maddeleri kansere neden olur mu?

Birçok kişi gıdalara katılan kimyasal maddelerin kanserin başlıca nedeni olduğuna inanmaktadır. Oysa ki, bu konudaki araştırmalar tüm kanser nedenlerinin yüzde birinden daha azının katkı maddelerine bağlanabileceğini göstermektedir. Gıdalara eklenen bazı katkı maddeleri ise inanılanın oluşumunu ya da etkisini engelleyebilmektedir. Burada önemli olan gıda denetiminin tam yapılması ve üreticilerin iyi üretim koşullarını sağlamasıdır.

*Gıdaların besin değerlerini düşürmemek için çiğ olarak mı yemeliyiz? 

Gıdaların pişirme işlemleri de dahil, herhangi bir yolla işlenmesi besin öğelerinde bir miktar azalmaya yol açar. Bu besin değeri kayıpları uygulanan sıcaklık derecesine ve süresinin uzunluğunu bağlı olarak artar. Örneğin; çiğ yumurta salmonella bakterisinin, çiğ çiğ et çeşitli bakteri ve parazitlerin, pastörize edilmemiş çiğ süt bir çok hastalık mikrobunun vücuda girmesine neden olur. Buna karşılık çiğ olarak tüketilebilen sebze ve meyvelerden besin öğelerini ve kalp, kanser gibi çeşitli hastalıklardan koruyucu maddeleri daha fazla alırız.

*Şekersiz besin aynı zamanda kalorisiz midir?

Tam olarak değil! Şekersiz bir besin şeker içermez, ancak diğer karbonhidratlardan, yağdan ve proteinden dolayı kalori içerebilir.

*Baharatlı besinleri tüketmek ülsere neden olur mu?

Besin seçiminiz ne ülser nedenidir ne de ülseri tedavi eder. Ülserin çoğu “helicobacter pylori” adlı bakteri nedeniyle oluşur ve antibiyotiklerle tedavi edilir.

*Fazladan E vitamini almak genç görünmenizi sağlar mı?

Gençliğin kaynağını bulmak hepimizin hayalidir. Yaşlanma sürecini geri döndürecek veya durduracak E vitamini gibi besin öğesi almakla ilgili herhangi bir buluş yoktur.

*Aşırı su zararlı mıdır?

Böbreklerin dışarı atamayacağı kadar çok su, toksik etki gösterir. Ancak su zehirlenmesi günlük gereksinimin çok üzerinde içildiği zaman ortaya çıkabilir. Bazı hastalık durumlarında bu kadar çok su içilmeden de böbreklerin atma kapasitesi aşılabilir. Aşırı su içme belirtilerinden biri de bulanık görmektir.

*Mikrodalga fırında pişirdiğinizde yiyeceklerinizde besin kaybı olur mu?


Kaynak:  Marie Claire

İşte Ayın Vazgeçilmezi "SU"

Bu ay Taylife’ta sizler için biraz daha farklı bir köşe ve yazı hazırlamak istedim. Sanki iki aydır sizlere yazdığım yazılarım adeta önsöz niteliğindeydi. Şimdi temmuz ayının sıcacık günlerinde size öneriler ve yaşanmışlıklarla seslenmek istiyorum.

İŞTE AYIN VAZGEÇİLMEZİ "SU"

Su yaşamamız için vazgeçilmez bir önem taşır. En küçük canlı organizmadan en büyük canlı varlığa kadar bütün biyolojik yaşamı ve bütün insan faaliyetlerini ayakta tutar. İnsan yemek yemeden haftalarca idare edebilirse de, susuzluğa ancak birkaç gün dayanabilir. Vücudumuzdaki karbonhidratlar ve yağın tümü, proteinlerin yarısı, vücut suyunun ise %10’nu kaybettiğimizde yaşamımız tehlikeye girer. Lütfen bunları not edin.

·  Vücut suyunun %20sinin kaybedilmesi ölüme neden olur.
·  İnsan vücudunun büyük bir kısmı sudan oluşmuştur. Bu nedenle su kalori ve besinsel değeri olmamasına rağmen beslenme açısından oldukça önemlidir.
·  İnsan vücudundaki su oranı yaşa ve cinsiyete göre değişmektedir. Su oranı yaşa paralel olarak azalmakta yerini yağ dokusu almaktadır. Kas dokusuyla vücuttaki su oranı arasında pozitif bir koelasyon vardır ve çizgili kaslar diğer doku ve kasdan daha fazla su içerirler.
·  Yeni doğan vücuttaki su oranı % 80 iken, yetişkinlikte bu oran %60’da erkeklerde %55/60, kadınlarda %%50/55 lere inmektedir.
·  İnsan vücudunda suyun %60’ı hücre içinde %40’ı hücre dışında olur.

Su Alımı - Atımı ve SU gereksinimimiz.

Su alımı yollarının başında içecek ve yiyecekler gelmektedir.

Vücudumuza su alımını ayarlayan en önemli mekanizma susama duyusu hissidir.

Susama merkezi beyinin “hipotoilars” bölgesinde, yemek yemeyi ayarlayan merkezse apested bölümünde ayarlanır.

Vücuttaki tuz miktarı ile susama merkezi etkilenmez. Bu nedenle aşırı sıcak ortamlarda çalışanlar terleme ile suyun yanında aşırı tuzda kaybetmektedirler.

Vücudumuzdaki suyu
Deri yoluyla (terleme)
Akciğer yoluyla (nefes)
Gazstoestestrol yolla (dışkı)
Böbrek yoluyla (idrar)
Olarak atarız.

Su Alımı Sıvı Atımı
İçeceklerle 1000mlt Deri Yoluyla 500mlt
Yiyeceklerle 1200mlt Akciğer 300mlt
Metabolik su 300mlt Bağırsak 200mlt
    Böbrek 1200mlt
  2500mlt   2000mlt

Hergün içilen 12 bardak su gereksinimiz yaz aylarında çok daha önemlidir. Çünkü hepimizin çok sıklıkta yaşadığı “ödem” yada vücudumuzun su atmasının nedeni günlük alınan sıvıdan daha az miktarda sıvı atılmasıdır.

İşte ayın vazgeçilmesi "SU"yun bize yararları

Vücuttaki bütün metabolik olayların oluşması için ortam hazırlar.
Elektrolitlerin taşınmasını sağlar.
Vücut ısısını dengeler.
Eklemlerin kayganlığını sağlar.
Ve her dışarı çıkışımız metabolizmamızın hızlanmasıdır.

AYIN MUTFAĞI “ AKDENİZ MUTFAĞI”

Akdeniz mutfağı neredeyse ortalama ömrümüzü 1 yıl uzatıyor. Geçen hafta. Avrupa Obezite Kongresi nedeniyle bulunduğum Yunanistan’da bir kez daha obezitesinin artışının ne denli hızlı olduğu dile getirildi. Bunun dışında en önemli ayrıntıysa çocuk obezitesinin diğer yaş gruplarına göre 2 misli artış gösteriyor.

Atina tıp fakültesi tarafından yürütülen bir çalışmada diyet, hayat tarzı, fiziksel aktivite ve geçirilen hastalıklarla ilgili bilgi toplandı. Çalışmaya katılan erkek ve kadınlarda Akdeniz Mutfağı temel alınarak puanlama yapıldı. Peki bunu dile getiren Akdeniz mutfağı nedir?

1-Yüksek miktarda (incir-üzüm-kavun-muz) hariç günde 3 porsiyon meyva, sebze ve kuru baklagil tüketimi(nohut, kuru fasulye, barbunya, yeşil mercimek) 2-Haftada
2 -3 kez balık tüketimi
3-Az miktarda yağ tüketimi (hatta hiç)
4-Zeytinyağı tüketimine ağırlık
5-Sınırlı miktarda alkol özellikle şarap tüketimi
6-Süt ürünlerinde (peynir+yoğurt ve sütte az yağlı olanları ve ayran tüketilmesi)
7-Sarımsak, domates, fındık ve bademi mutfağımızdan eksik etmemek

AYIN GEZİLECEK, GÖRÜLECEK MEKANI "SANTORİNİ"

Romantizm mi? Ta kendisi…. Ama asla yalnız gidilmemeli….. Aynı zamanda Thina’da denilen Santorini, akdenizin bence en etkileyici adalarından biri… Bu volkanik ada dik yamaçları tepeleri, bembeyaz evleriyle rüya gibi… Doğusunda bu sertlik yerini yumuşamış yamaçlara muhteşem kumdan oluşan çakıl plajına bırakmakta. M.Ö. 3000 yılında adanın ilk sakinleri buraya volkan şehrini temsil eden yuvarlak anlamına gelen Strogle adını vermişler. Bu volkan M.Ö. 1450 yılında patlayarak Caldra adlı 83 km2 alan kaplayan bir krater oluşmuştur.

Santorini adını Venediklilerin adaya verdikleri Aziz İrina isminden verdikleri bir isimden almaktaır.. Yine adı Thina adı olan başkentin uzunlamasına yayılan sokaklarında mis gibi lavanta kokularıyla yürürken 600 basamaklı merdiveni ister teleferik ister(cesaretin varsa) yürüyerek çıkabilirsiniz. İnmek için katıra ne dersiniz?
“Akorti” denilen yerde ilginç bir arkeolojik kalıntılar müzesi vardı 50km’lik bir çevre yolu, adanın gezilmesini sağlıyor, kuzeye doğru indikçe gördüğüm manzara inanılmazdı.

Adanın en güzel yeri ise; kayadan oyulmuş evleri yamaçlara asılı kalmış kiliseleriyle Oia’dır.

Teknelerle yapılan siyah volkanik çatlak ovası gezi için mükemmel…

Yemeklerinde dolma, barbunya plaki, inanılmaz yumuşaklıktaki rakısı, beyaz şarabı, lezzetli domates, salatalık soğan ve peynirden yapılan bizim çoban onların grek salatası ve zeytinyağın doyulmaz lezzeti…

Lütfen yaşamınızda görün “Santoriniyi” Sönmüş bir volkanın nasıl bu kadar yüreğinizi kaynatacağına şaşıracaksınız.

AYIN BİLİMSEL ÖĞÜDÜ

Atina’da gerçekleşen 14’ncü Avrupa Obezite Kongresinde yüzlerce bilim adamı ve kadını görev aldı. (1 – 4 haziran) Ben ve ekibimizden bir arkadaşımla oradaydık. 4 gün boyunca yaptığımızt görüşmeler sonucunda sizlerle de paylaştığım yüzlerce bilgiyi öğrendik. Ülkemizin ve bilimsel bakışımızın doğruluğuyla ilgili gururlandık. Ve tüm konuşmalarımızın akabinde gelinen en özet cümle şuydu; sizlerle paylaşmak istedim. Zayıflayabilirsiniz onlarca, yüzlerce kilo ama önemli olan CHANGE EATİNG BEHAİVOUR yani YEME ALIŞKANLIĞINIZI DEĞİŞTİRİN.

AYIN AKILLI ALIŞVERİŞİ

Artık fiziksel aktivite hayatının vazgeçilmezi sizlere “stepmeter” veya “step counters” tanıtmak istiyorum.
Bu yüzden adım ölçerler ve sonra harcadığımız enerjiyi belirleyen basit aletler var. Son derece uygun fiyatlı. Ne kadar fiziksel aktivite yaptığınızı görün.

AYIN ÖNEMLİ KİTABI

ARNO GUEN’in yabancı düşmanlığının kendimize dönerek kökenlerini çocuklukta, aramalıdırlar başlığıyla yayınlanan “içimizdeki yabancı” isimli kitapta; Eğer insanların başka insanlara neden acı çektirip, onları neden aşağılamak istediğini anlamak istiyorsak önce kendi içimizde yer alan tiksindiğimiz şeylerle uğraşmalıyız. İçimizdeki bu parçayı bize bunu hatırlatan yabancıyı yok ederek susturmak isteriz.

AYIN 5 ALTIN ÖĞÜDÜ

Her sabah cilt güzelliğiniz için ve bağırsaklarınız için 1 kuru ya da taze kayısı yiyin.

Eğer tansiyon ve çarpıntınız yoksa her gün 5 fincan yeşil çay için.2 yemek kaşığı keten tohumu, çorbalarınıza salatalarınıza yoğurdunuza ekleyin.. Zayıflık ve kolestrol ve kabızlık seviyesini düşürmek için birebir.

Vişne inanılmaz bir metabolizma hızlandırıcıdır!!!!!!! Hergün ½ avuç içi kadar yiyin 

Ve kirazın sapı + mısır püskülü + avakado yaprağı işte buda idrar söktürücü!

TAYLAN KÜMELİ


Kaynak:  Marie Claire

Yenilenmek

Merhaba’lar hepinize yepyeni bir ay ve yepyeni bir sayfa ‘Mayıs’ ayıyla birlikte geliyor.

Sizlere hep sağlıklı beslenme önerilerinde bulunan ben bundan böyle bir ay boyunca hayatınıza değişik renkler getirecek öneriler ve yaşanmışlıklarla sesleneceğim.

Bu bazen yaşanan bir anıdan alıntı, bazen bir sergideki resmin anlamının anlatımı, bazen Picasso’ nun bir kadını, bazen bir ‘Sting’ parçasının jazz ezgileriyle çalınması ve tabiî ki vazgeçilmez bir parçamızın beslenmemizin hiç dile getirilmemiş günlük kullanıma açık yepyeni bir yanı…olacak

Hayatı bir bütün olarak algılamanın kaçınılmaz doğruluğu beni hep bir köşede kıstırmıştır. Çünkü çoğu planlarını bir ağırlık merkezi üzerine yapmaya meyilli insanlar gibi bende ‘iş’ odaklı olmayı doğru kabullenip bunun doğruluğunu ‘yaşayanlarla’ larla kendimi kandırmışımdır. Oysa çok bilinen bir gerçekte beyazın tüm renklerin birleşimi olduğudur.

"Yenilenmeyi" anlatarak başlamaya ne dersiniz … Başucu kitaplarımdan birisi bu günlerde Murathan MUNGAN’ ın ‘Oyunlar,intaharlar,şarkılar’ şiir kitabı 1997 yılının Temmuz ayında basılmış ve öylesine güzelki her akşam yatarken dinlediğim müzikle okuduğum şiirin sözleri, dilerim sizlere şiirsel bir ‘yenilenme’ getirir.

Tekrarlarla kurulan kayalık, 
‘Yenilenmeyle’ açılan uçurum…
Kaybedilerek kazanılan itibarı hayatın
Ağrının yollarıyla kesişen karanlığı
Boşalmış zembereğin, diri çekirdeğin 
Gidenin ardında bıraktığı
Suyun yanılma payı
Sudaki halkalar, sudaki halkalar
Bütün hayatımıza yayılır

Şiirin sözcükleri beynimin içinde birer birer gezinirken Sting’ in ‘every breath you take’ parçasının ezgileriyle bir tek nefes alışın bile ne denli önemli olduğunu bir kez daha hatırlıyor bana. Bildiğimiz O2 nin vücudumuzda yaptığı minik yolculuğun nedenli önemli olduğunu düşüncelerimizin oluşumundan, aldığımız yiyeceklerin yağa dönüşmemesi için tüm bio kimyasal reaksiyonların O2 siz olamayacağının rolünü hatırlıyorum.

Oksijen molekülü alyuvarların içinde bulunan hemoglobin adlı bir molekül tarafından hücrelerimize taşınır.

‘Hemoglobin’ çok özel bir tasarıma sahiptir. Adeta bir fincan altlığı biçiminde…Akc’de oksijene bağlanan hemoglobin kan dolaşımı yardımıyla vücudumuzun ihtiyacı olan oksijenle dokulara ulaştığında bir mucize gerçekleşir.

Adeta bir fincanın tabağını andıran hemoglobin molekülü, kimyasal olarak bu ortamdan etkilenir ve O2’ le arasına kurduğu bağ kopar, hemoglobin bunun sonucu O2’ den ayrılır ve bu ayrılış hücrelerdeki hayatın başlangıcıdır. Aynı hüzünlü ve zorunlu ayrılıklar gibi…

Ama bu ilginç birlikteliğin hiç bitmezliği söz konusu olmasaydı yani hemoglobinle O2 arasındaki bağ kopmasaydı hemoglobin ve O2 birbirinden ayrılamaz ve hücreler birkaç dakika içinde ölürlerdi.

Ama her nefes alışımız vücudumuz için bir yenilenme, her yenilenme yeniden yaşama ‘merhaba’ dır. Belleğim dinlediğim ezgilerle mavi,kırmızı,beyaz renk üçlemesinin en unutulmaz filmi ‘mavi’ ye ve mavinin güzel kadın oyuncusu Juliette Binoche’ a götürdü bu kez de beni… Dupduru bir güzellik ve o duruluğun ardında ilginç ve etkileyici güzelliğin yer aldığı o sahneye…

Ünlü bir besteciyle evli olan Julie bir araba kazası geçirir, kazada kızını ve kocasını keybeden Julie, güvendiği ve yaşantısını oluşturan her şeyin elinden kayıp gittiğini görür. Acısını yenmek için geçmişini unutmaya, anılarına ihanet etmeye karar veren Julie bir süre sonra bunun yanlış olduğunu ve hayata yeniden başlamanın aslında öncelikle geçmişle hesaplaşmak olduğunu şiirsel bir dille bize daha ‘Zbigniew Preisrer’ in muhteşem müziğiyle hatırlatır.

Bunları kaleme alırken yavaş yavaş uyku bedenimi kaplamaya başlamıştı, oldukça geç saatti ve aslında her akşam bedenimizi baştan sona yenileyen uyku ve mucizelerini anlatmak istedim,

Uyku sırasında hormon düzeyimiz dengelenir, sindirim sistemimizin çalışma ritmi değişir, bağışıklık sistemi kendi içinde yoğun bir faaliyete geçer ve tüm vücudumuzu kaplayan cildimiz yoğun bir çalışmaya girer. Her akşam derimizin en üst tabakasında hücreler bölünmeye başlar uyku esnasında büyüme hormonunun artması ve stres hormonunun düşmesiyle birlikte bu reaksiyon sürat kazanır. Gece bunun için en ideal zamandır. Ne güneş, ne rüzgar, ne hareket ne de stres karmaşık hücre bölünmesini engelleyemez. Bu yenilenme saatlerinde cildin başta oksijen olmak üzere bir dizi besin maddesine ihtiyacı vardır, alınan her solukta cilt, ihtiyacı olduğu oksijeni depolar. Bu nedenle yatmadan önce odanızı havalandırmayı unutmayın lütfen…

Uyurken, özellikle de rüya görürken vücut ısımız 2 °C artmakta ve bu yüzden vücudumuz bol miktarda sıvı üretmektedir.

Yağ bezeleri geceleri yenilendiğinden uyku sırasında yağ salgılaması genelde azdır. Bu yüzden tüm bakım ürünleri özellikle gece yatarken önerilir.

Önce odanın penceresini açıp içime mis gibi soğuk bahar havasını çektim ardından da ertesi gün başlayacak güne huzur içinde kendimi bıraktım.

İnsanın duyuları sinirlerle iletilir, kendimizi yenilemekteki kısıtlılıkta, sinirlerin vazgeçmeleriyle çok ilgilidir… Yani kendinizi bırakmayın yapmayın yeni güne ‘merhaba’ deyin pencerenizi açık bırakın içeriye mis gibi hava girsin.

Kahvaltınızı mutlak edin alışılmış güzel Türk kahvaltımızı peynirli, zeytinli, siyah ekmekli, kalorisi için değil kanımıza geç karıştığından daha tok tuttuğu için kullanın siyah ekmeği, çay seviyorsanız için çayınızı ama açık lütfen hele de bitki çayı olursa ne güzel…

Kahve … güzel kokusu vazgeçilmez tadına diyecek yok ama yüksek tansiyonlular dikkat ederek içsinler lütfen ve güzel kıyafetlerinizle, gülümseyen yüzünüz hangi bedende olursa olsun sağlıklı beslenen ve huzurlu olan vücudunuzla ‘merhaba’ deyin güne sizler benim hayatımın başka pencerelerine hoş geldiniz sizlere de ‘merhaba’


Kaynak:  Marie Claire
E-Bültenimize Abone Olun
Top