Sözcü Gazetesi

Sözcü Gazetesi

  • Her derde deva ikili: Tahin pekmez
    Her derde deva ikili: Tahin pekmez
  • Metabolizmanızı yavaşlatan nedenler
    Metabolizmanızı yavaşlatan nedenler
  • İştah Kesen Öneriler
    İştah Kesen Öneriler
  • Organik gıdalarla ilgili gerçekler
    Organik gıdalarla ilgili gerçekler
  • Aşk Simidi Sağlığınızı Bozmasın
    Aşk Simidi Sağlığınızı Bozmasın
  • Hangi Besin Nasıl Pişirilmeli?
    Hangi Besin Nasıl Pişirilmeli?
  • Hamilelere sağlıklı beslenme tüyoları
    Hamilelere sağlıklı beslenme tüyoları
  • İyi kolesterol nasıl yükseltilir?
    İyi kolesterol nasıl yükseltilir?
  • Çocuk sahibi olmak isteyenlere beslenme tüyoları
    Çocuk sahibi olmak isteyenlere beslenme tüyoları
  • Çocuğunuzun kemiklerini güçlendirin
    Çocuğunuzun kemiklerini güçlendirin
  • Yiyeceklerle sağlıklı bir ilişki kurun
    Yiyeceklerle sağlıklı bir ilişki kurun
  • Grip nasıl çabuk geçer?
    Grip nasıl çabuk geçer?
  • Çocukların ‘Hayır’ diyemeyeceği 4 lezzet
    Çocukların ‘Hayır’ diyemeyeceği 4 lezzet
  • Elma sirkesiyle nasıl kilo verilir?
    Elma sirkesiyle nasıl kilo verilir?
  • Hem sağlıklı hem de zayıflatan çorbalar
    Hem sağlıklı hem de zayıflatan çorbalar
  • Matcha ile tanıştınız mı?
    Matcha ile tanıştınız mı?
  • Yeni yıl detoksu ve 2017’nin beslenme trendleri
    Yeni yıl detoksu ve 2017’nin beslenme trendleri
  • Sağlıklı bir yılbaşı sofrası için tüyolar
    Sağlıklı bir yılbaşı sofrası için tüyolar

Her derde deva ikili: Tahin pekmez



Hepimizin sofralarının olmazsa olmazlarından biridir tahin ve pekmez… Sizler için yayınlanan en son makaleleri kendi bilgilerimle harmanlayıp tahin ve pekmezin inanılmaz faydalarını yazdım. Eminim ki bunları okuyunca bu muhteşem ikilinin sofralarımızdaki yeri daha da vazgeçilmez olacaktır…
 
Pekmezin besin değerleri
Öncelikle pekmezin besin değerlerine bakalım… Sıvı pekmezin 100 gramı ortalama olarak 36.5 gram su, 60 gram karbonhidrat, 3.5 gram madensel maddeler ve protein içerir. Şekerin 5 gr'ı 20 kcal enerji sağlarken, aynı gramajdaki 1 tatlı kaşığı pekmez 15 kcal enerji sağlar. Pekmez yüzde 25 daha az enerji sağlamasının yanında, şekerde bulunmayan demir, kalsiyum, fosfor, potasyum, magnezyum, sodyum, krom gibi mineraller, B1 (tiamin), B2 (riboflavin) ve B3 (niasin) vitaminleri ve ikincil metabolitler içerir.
 
TAHİNİN 6 FAYDASI
1 Fındık, badem, ceviz ve yağlı tohumlara kıyasla, susam tohumları ağırlık itibarıyla en yüksek yağ içeriğinden birine sahiptir. Susam tohumları, hem sağlıklı yağlar hem de bazı önemli aminoasitler (protein yapı taşları) sağlama konusunda iyi bilinen yüzde 55'e kadar yağ ve yüzde 20 oranında protein içerir.
 2 Tahin magnezyum, bakır, fosfor, manganez, demir ve çinko gibi minerallerle birlikte tiamin gibi B vitaminleri elde etmek için mükemmel bir besin kaynağıdır. Anemi önlemeye yardımcı olur. Susamın diğer bir önemli özelliği, bitki lignanlarının tohumlarıdır. Lignanların da antikanser etkileri ve kalp destekleyici yetenekleri olduğu gösterilmiştir.
3 Susamda bulunan sesamolin ve sesaminin antitrombotik özelliklere sahip olduğu yani kardiyovasküler hastalıkları önlemesine yardımcı olduğu bulunmuştur. Kötü kolesterolü düşürüp iyi kolesterolü yükseltir. Yüksek tansiyonunuz varsa, tahin buna da yardım edebilir. ‘The Yale Journal of Biology and Medicine'de yayınlanan 2006 yılındaki 32 hipertansif hastada 45 gün boyunca yapılan bir araştırmada, susam yağı diyette tek yağ olarak kullanıldığında, susam yağının kan basıncının önemli ölçüde düşürmesine yardımcı olduğu keşfedildi.

KEMİKLERİ GÜÇLENDİRİP CİLDİ GENÇLEŞTİRİR
4 Özellikle menopozdaki kadınlarda doğal olarak hormonları dengeler, kemikleri korumaya yardımcı olur ve kanser ve osteoporoz gibi çeşitli hastalıkların riskini düşürür. Susam tohumları ve tahin fitoöstrojen içerir. Bazı çalışmalar tahinin sıcak basması, kemik kaybı, zayıflık, ruh hali değişiklikleri, düşük seks isteği gibi menopoz semptomlarının önemli ölçüde azalmasına yardımcı olduğunu bulmuştur.
 
5 Susam tohumları, aminoasitlerin, vitamin E, B vitaminleri, eser mineralleri ve yağ asitlerinin iyi bir kaynağıdır. Hepsi cilt hücrelerinin gençleşmesine yardımcı olur ve erken yaşlanma belirtilerini önler. Tahini cildinize sürmek istemeyebilirsiniz ancak tahin yemeniz bile yağ ve cildinize yarayan besin alımını artırarak cildinizin bütünlüğünü iyileştirmeye yardımcı olabilir.
 
6 Araştırmalar, susam tohumlarının kanser ve kalp gibi hastalıkların önlenmesinde rol oynayan tokoferol, E vitamini içindeki temel besin maddeleri gibi koruyucu yağda çözünür bileşiklerin emilimini artırdığını buldu.

ANDIZ PEKMEZİ
Andız ağacından meydana gelen kozalak özü ve ağacın meyveleri kullanılarak elde edilen bir pekmez çeşididir. Kan yapıcı, vücuda enerji verici özelliği bulunur. İdrar yolu, böbrekler ve mesanenin temizlenmesini sağlar. Özellikle geceleri altını ıslatan çocuklar için önerilir. Sedef ve egzama gibi cilt hastalıklarına karşı iyi gelir.

ÜZÜM PEKMEZİ
Kalp ve damar hastalıkları başta olmak üzere vücut üzerinde önemli faydaları vardır. Böbreklerin temizlenmesini sağlar, karaciğer sağlığını korur ve kan yapıcı etkisi vardır. İştah açar, gebelik ve lohusalık dönemi için önerilir. Damar sertliğine iyi gelir, yaşlanma etkilerini azaltır.

DUT PEKMEZİ
Demir eksikliğinde kullanılabilecek nadir ürünlerden biridir. Mide rahatsızlıkları, astım, bronşit, akciğerlerde gelişen lekeler üzerinde etkilidir. Bebekler ve çocuklar için gelişime katkıda bulunmak için önerilir. Özellikle bebeklerin ağzında sıkça karşılaşılan pamukçuğa iyi gelir. Ağız ve diş sağlığını korur ve enerji üretimini arttırır.

KEÇİBOYNUZU PEKMEZİ
Nefes darlığı için doğal bir ilaçtır. Kolesterolü düşürücü, tansiyonu dengeleyici etkileri vardır. Kanı zehirli maddelerden arındırır, Bağırsak hastalıkları, gastrit gibi problemlere iyi gelir. Balgam söktürücü etkisi vardır. Kalsiyum içeriği sayesinde kemik erimesine karşı faydalıdır. Sütten 3 kat fazla kalsiyum içerir.
 

Metabolizmanızı yavaşlatan nedenler

Hızlı çalışan bir metabolizma hem kilo verilmesinde hem de ideal kilonun korunmasında önemli rol oynar.
Ancak bazı nedenlerden ötürü metabolizma hızınız yavaşlayabilir. İşte bu sebepler ve yapmanız gerekenler…

 

KARBONHİDRAT

Sağlıksız karbonhidratları yemeyi kesmek, kilonuzu yönetmenize yardımcı olabilir. Ancak vücudunuz insülin üretmek için onlara ihtiyaç duyar. Düşük karbonhidrat alındığında ise bu anahtar hormon az üretilir.
 
Ne yapabilirsiniz?
Patates ve kepekli unlardan karbonhidrat gereksiniminizi karşılayabilirsiniz. Bu tür besinler metabolizmanızı kontrol altında tutar.
 

UYKUSUZLUK

Uyku, metabolizmanızın sabit kalmasına yardımcı olur. Eğer düzenli uyuyamıyorsanız, ertesi gün vücudunuzun enerjisini iyi kullanmanız daha da zorlaşır.
 
Ne yapabilirsiniz?
Erişkinlerin çoğu 7-9 saat arasında uykuya ihtiyaç duyar. Eğer uykuya bu kadar zaman ayıramıyorsanız bir hafta düzenli uyuyun ve kendinizdeki hissedin.
 

TUZ

Deniz tuzu, yiyecekler ve şefler için neredeyse vazgeçilmezdir. En iyi restoranlarda ve gurme mutfaklarında bulunur. Ancak metabolizmanızı yönetmek için tiroidinizin ihtiyaç duyduğu iyottan yoksundur.
 
Ne yapabilirsiniz?
Sadece iyot eklenmiş masa tuzu bu ihtiyacı karşılar. Ya da karides gibi iyot bakımından zengin yiyeceklerle de bu açık kapatılabilir.
 

GENLER

Metabolizma, tükettiğiniz besinleri enerjiye dönüştüren sistemdir. Vücudunuz dinlenme ya da uyuma sürecindeyken kaloriyi yakma konusunda yavaşsa muhtemelen bunu anne-babanızdan, genlerinizden almışsınızdır.
 
Ne yapabilirsiniz?
Genleriniz sabit olduğuna göre alışkanlıklarınızı değiştirmeye odaklanın. Günlük yaşantınıza daha fazla etkinlik kazandıracak yollar arayın.
 

HORMONLAR

Hormonlarınızda değişiklik olduğunda, vücudunuzun enerji kullanımı da değişir. Bu durum sizi yorabilir. Düşük veya aşırı aktif tiroitle şeker hastalığı gibi bazı durumlar da metabolizmayı etkileyen hormonal hastalıklardır…
 
Ne yapabilirsiniz?
Tıbbi anlamda bir sorun yaşıyorsanız tedavinize devam edin ve metabolizmanızdaki tıkanıklığı azaltmayı öncelik haline getirin.
 

DİYET

Yeterince yemek yemezseniz metabolizmanız yavaşlamaya başlar. Şiddetli diyetler, özellikle de egzersiz yaparken vücudunuzu daha az kaloriyle zayıflamayı öğretir. Oysa bu geri tepebilir çünkü vücudunuz bu düşük kalorileri yakıp geri kalanı yağa çevirebilir.
Ne yapabilirsiniz?
Diyetiniz her ne kadar uzun süreli olsa da kilo kaybı planınızı gerçekçi tutun.
 

SU

Yeterli derecede su tüketmezseniz metabolizmanız durabilir. Günde 12 bardak su içerek metabolizmanızın idrara çıktığınızda 35 kalori yakın. Suyu tek başına içemiyorsanız içine meyve koyarak da tüketebilirsiniz.
 
Ne yapabilirsiniz?
Gün boyunca suyu yudumlayarak için. Karpuz, salatalık gibi su bakımından zengin gıdaları yiyerek de gerekli suyu alırsınız.
 

YETERSİZ KALSİYUM

Metabolizmanızı hızlandırmak için kemiklerinizdekinden daha fazla kalsiyuma ihtiyacınız var. Bu maddenin vücudunuza yaptığı diğer olumlu etkiler arasında metabolizma hızınız arttırmak da yer alıyor.
 
Ne yapabilirsiniz?
Sütten ve süt ürünlerinden kalsiyum alabilirsiniz. Kalsiyum aynı zamanda hububatlarda da bulunur.
 

KRONİK STRES

Stresli bir durumda olduğunuzda, vücudunuz kortizol adı verilen bir hormon salgılar. Bu hormon enerjinizi hızlı bir şekilde arttırır. Ancak bu hormonun yüksek seviyelere ulaşması vücudunuzun insülini kullanmasını zorlaştırır..
 
Ne yapabilirsiniz?
Stresten uzak kalacağınız yollar bulun. Bir hobi edinin. Stresinizi engellemek size zarar vermesini engelleyin.
 

İştah Kesen Öneriler

İştah Kesen Öneriler

 
Diyet yaparken, iştah azaltıcı etkisi olduğu kanıtlanan bazı özel besinleri deneyebilirsiniz. Bu besinlerin içerdiği maddeleri ve vücut üzerine etkileri şöyle sıralanabilir…
 
Krom
Krom, vücuttaki insülin dengesini korur. Bu denge kan şekerinin düşmemesi veya azalmaması açısından çok önemlidir. Kan şekerinin düşmesi açlığa yol açar. Krom ihtiyacınızı karşılamak için fındık, ceviz gibi kabuklu yemişler, brokoli ve tahıl ürünleri yiyebilirsiniz.
 
İyot
Tiroit hormonlarının yapımı İçin gereklidir. Açlık duygusunun gelişmesini engeller. Balık, iyotlu tuz ve soğan, iyot açısından oldukça zengindir.
 
Karbonhidratlar
Kepek, buğday gibi tahıl ürünlerinde, sebze ve meyvelerde bulunur. İçeriğindeki lifler sindirim sistemini harekete geçirir. Özellikle kompleks karbonhidratlar insanı tok tutarak açlık hissini engeller.
 
Albümin
Bir tür taşıyıcı proteindir. Can sıkıntısını giderir ve iştahı kapatır. Bu protein, triptofan oluşturarak beyne taşır ve serotonin üretimini arttırır. Bezelye, fıstık ve fasulyede bulunur.
 
Triptofan
Proteinlerin büyük bir bölümünde bulunan bir çeşit aminoasittir. Triptofan, vücutta serotoninin oluşmasında ve hücrelere taşınmasında önemli bir görev alır. Serotonin ise iştah hissini azaltır. Özellikle muz, avokado, yulaf ve peynirde bulunur.
 
Fruktoz
Meyvelerden elde edilen doğal şekerdir. Kan şekeri dengesini kesinlikle etkilemez. Ayrıca yemek sonrası tatlı ihtiyacı duymanızı engeller. Çilek ve bal fruktozun ana kaynağıdır.
 

BU BESİNLER SİZİ TOK TUTAR

– Karnabaharı ve brokoliyi hafifçe haşlayıp, yoğurtla tatlandırın. Bu karışım lif açısından zengin olduğundan sizi uzun süre tok tutar.
– Salatalığı iyice yıkayın ve kabuklarıyla birlikte ince dilimler halinde kesip, üzerine bol bol dereotu serpin. Bu sebzenin kalorisi yok denilecek kadar az ve oldukça tok tutucudur.
– Tatlı olarak elmayı biraz tarçınla haşlayın. Bu karışım tatlı ihtiyacınızı karşılayacaktır.
– Albümin iştahı kapatır. Bir porsiyon yeşil fasulyeyi 20 dakika suda haşlayıp sirke, karabiber ve biraz tuzla tatlandırın. İsterseniz yağsız krema da katabilirsiniz.
 

ANANASI KEFİRLE TÜKETİN

– 200 gram ananası incecik doğrayın. İçine 100 gram kefir ve taze nane ekleyin. Ananasın içindeki enzimler, protein sindirimini hızlandırdığından oldukça doyurucudur. Ayrıca selülit oluşumunu da engeller.
– Kendinize yeşil salata, uskumru veya ton balığı, kivi ve portakaldan oluşan bir ziyafet hazırlayın. Balığın içeriğindeki iyot, tiroit bezinin işlevlerini hızlandırdığından açlık hissini giderir.
– Öğünler arasında acıktığınızda kuru erik yiyin. Kuru erik, kan şekerinin düşmesini engeller. Ancak fazla abartmayın. Çünkü bir kuru erik 8 kalori içerir.
– Haftada iki yumurta yemek ruh sağlığınıza olumlu anlamda etki eder. Aynı zamanda sizi tok da tutan yumurtada bol miktarda triptofan var. Bu da neşenizin yerine gelmesini sağlar.
 

MUHTEŞEM ÜÇLÜ: ELMA, CEVİZ VE BAL

– Enerjisiz kalmamak için, 1 demet maydanozu blender'dan geçirip, sebzeyi suyla karıştırın. Bu içeceğin içindeki C vitamini ve bitkisel maddeler yağ yıkımını kolaylaştırır.
– Kırmızı elmayı ince dilimler halinde kesip, 1 çay kaşığı kıyılmış ceviz ve yarım çay kaşığı yonca balıyla karıştırın. Bu karışımın içeriğindeki değerli lifler hem doyurucu hem de bağırsakları çalıştırıcı etki gösterir.
– Yağsız kaşar peynirini ince ince dilimleyin ve siyah zeytin ile süsleyin. Üzerine 1 yemek kaşığı sirke dökün. Bu, açlığınızı giderir.
– Karaciğerlerinizi çalıştırmak için 10 adet enginar kökünü, içine 1 adet doğranmış soğan, karabiber tanesi ve yarım limon katılmış suda haşlayın. Daha sonra 1 çay kaşığı bal, iki sap kekik ve biraz limon suyunu kaynatın. Enginar köklerini süzün ve hazırlamış olduğunuz karışımın içinde biraz pişirip çıkarın.
 

MEYVE SUYUNA SODA EKLEYİN

– Bol bol böğürtlen yiyin. Böğürtlen sizi hem neşelendirir hem de tok tutar. Kan şekerinizin yükseleceğinden korkmayın. Çünkü böğürtlenin İçeriğindeki doğal şekerler, kan şekerini hiçbir şekilde etkilemez.
– Kahvaltıda armut yiyin. Armutu rendeleyin ve yulafa katın. Bu karışıma biraz da yoğurt ekleyin. Armutun içeriğindeki fruktoz uzun süre açlık hissetmemenizi sağlar.
– Günü canlı geçirmek için, kendinize yulaf ezmesi hazırlayıp içine kuru meyveler katın. Bu, karbonhidrat ihtiyacınızı karşılayacaktır.
– Kendinize portakal ve 50 gram ıspanak yaprağından oluşan bir salata hazırlayın. Salatayı 50 gram yağsız yoğurt, bir tutam tuz ve karabiberden oluşan bir sosla tatlandırın. Hem enfeksiyonlara karşı korunun hem de midenizi doyurun.
– Meyve suyunun içine katacağınız soda, magnezyum ihtiyacınızı karşılayacak ve açlığınızı giderecektir.
 

Organik gıdalarla ilgili gerçekler

Günümüzde pek çok kişi, seri üretilmiş, katkı maddeli endüstriyel gıdalardan daha çok güven verdiği ve/veya daha lezzetli geldiği için organik besinleri tercih ediyor… Peki her organik gıda sağlıklı mıdır? Bir ürünün organik olup olmadığı nasıl anlaşılır? İşte bu konuda merak edilenler ve bilmeniz gerekenler…

Organik gıda nedir?

Organik gıdalar; yapay kimyasallar, hormonlar, antibiyotikler veya genetiği değiştirilmiş organizmalar kullanılmadan yetiştirilip, çiftlik üretimi gerçekleştirilmiş gıdalardır. Bir gıda ürününün organik olarak etiketlenebilmesi için yapay gıda katkı maddeleri içermemesi gerekir. Buna yapay tatlandırıcılar, koruyucu maddeler, renklendirme, tat verici madde ve monosodyum glutamat (MSG) dahildir. Organik olarak yetiştirilen ürünler, bitki gelişimini iyileştirmek için gübre gibi doğal besleyiciler kullanılma eğilimindedir. Organik olarak yetiştirilen hayvanlara antibiyotik veya hormon verilmemektedir. En çok satılan organik gıdalar meyveler, sebzeler, süt ürünleri ve etlerdir. Organik gıdalar yalnızca doğal maddeler kullanan tarım uygulamaları yoluyla üretilmektedir.
 
Daha besleyicidir

Organik ve organik olmayan gıdaların besin içeriğini karşılaştıran çalışmalar karışık sonuçlar vermiştir. Bununla birlikte, kanıtlar organik olarak yetiştirilen gıdaların daha besleyici olabileceğini göstermektedir. Organik olarak yetiştirilen ürünler daha çok antioksidan ve vitamin içermektedir. Birçok çalışma, organik gıdaların genellikle yüksek seviyelerde antioksidanlar ve C vitamini, demir gibi belirli mikro besin maddeleri içerdiğini bulmuştur. Aslında, antioksidan seviyeleri bu gıdalardan yüzde 69 yüksek olabilir. Bir diğer çalışmada, organik olarak yetiştirilen meyvelerin ve mısırın yüzde 58 daha fazla antioksidan ve yüzde 52'ye kadar yüksek miktarda C vitamini içerdiği bulundu.
 
Organik süt ve et daha iyi yağ asitleri sağlar

Organik süt ve süt ürünleri, daha yüksek oranlarda omega-3 yağ asitleri ve makul miktarda demir, E vitamini ve bazı karotenoitleri içerebilir. Bununla birlikte organik süt, organik olmayan sütten daha az selenyum ve iyot ve sağlık için gerekli iki mineral içerir. 67 adet çalışmanın gözden geçirilmesi, organik etin geleneksel etten daha yüksek seviyelerde omega-3 yağ asitleri ve biraz daha düşük doymuş yağ seviyeleri içerdiğini ortaya koydu. Omega-3 yağ asitlerinin daha yüksek miktarda alınması, kalp rahatsızlığı riskinin azaltılması da dahil olmak üzere pek çok sağlık faydasıyla ilişkilendirilmiştir.

Dikkat! Her zaman sağlıklı olmayabilir

Bir ürün organik olarak etiketlenmiş olduğu için, sağlıklı olduğu anlamına gelmez. Bu ürünlerden bazıları halen yüksek kalorili şeker, tuz ve katı yağ içeren işlenmiş gıdalardır. Kilo vermeye veya sağlıklı beslenmeye çalışıyorsanız, bu gıdaları tüketerek kendinize zarar verebilirsiniz. Organik ürün etiketleri genellikle bileşenlerin doğal olduğunu açıklar. Örneğin, normal şeker yerine ham şeker kamışı kullanır. Ancak, şeker halen şekerdir. Nüfusun çoğunluğu zaten fazla şeker tüketiyor. Sadece organik diye, şekeri tüketmenin sağlıklı olduğunu düşünmek yanlıştır. Organik abur cuburları seçtiğinizde, sadece normal abur cuburların kaliteli versiyonunu seçmiş oluyorsunuz.
 
Bir ürünün organik olduğu nasıl anlaşılır?

Tarım Bakanlığı organik bir sertifika programı oluşturdu. Bu, organik gıda satan herhangi bir çiftçi ya da gıda üreticisinin sıkı hükümet standartlarını karşılaması gerektiği anlamına gelir. Organik beslenmeyi seçmeye karar verirseniz, gıdanın üzerinde organik mühür ve organik sertifikası olmasına önem gösterilmelidir. Ayrıca, gıda etiketlerinde yer alan bu açıklamalara dikkat edin, böylece gerçekten organik olarak yetiştirilen yiyecekleri tespit edebilirsiniz:

Yüzde 100 Organik: Bu ürün tamamen organik maddelerden yapılır.
Organik: Bu üründeki bileşenlerin en az yüzde 95'i organiktir.
Organik Şekli: Malzemelerin en az yüzde 70'i organiktir.

Bir ürün yüzde 70'ten daha az organik içerikler barındırıyorsa, organik olarak etiketlenemez veya organik damgasını kullanamaz. Benzer standartlar Avrupa, Amerika, Kanada ve Avustralya'da uygulanmaktadır. Her ülkenin veya kıtanın tüketicilere organik gıda tespitinde yardımcı olması için kendi mührü vardır.
 

Kaynak: Sözcü Gazetesi

Aşk Simidi Sağlığınızı Bozmasın

Erkeklerin, özellikle evlendikten sonra karın ve bel bölgesinde biriken yağları sempatik bir benzetmeyle ‘aşk simidi' olarak adlandırılır. Ama sağlık açısından pek de sevimli değildir…

Pek çok erkek evlendikten sonra şişmanlar. Bu yağlar da genellikle karın ve bel bölgelerinde birikir. Bu durum başlangıçta basit bir kilo alma problemi gibi görünse de ilerleyen dönemlerde sağlık açısından ağır sonuçlara sebep olabilir. Zira şeker hastalığı, kalp krizi ve felç ihtimalini yükseltir. Kadınlar da evlilikten sonra kilo alabilir ama bu durum erkeklerde daha süratli ve tek bir bölgeye yoğunlaşan biçimde gerçekleşir.
 
Kendinizi test edin

Göbek bölgenizdeki yağlanmanın hangi tip olduğunu şöyle anlayabilirsiniz:

– Dokunarak göbeğinizi kavradığınızda elinize gelen yağ yumuşacık ve çok hareketliyse deri altıdır, sert ve gazlı gibiyse iç organ yağıdır.
– Bel ölçünüz fazla ise hemen kan tahlillerine baktırın.
 
Bel-kalça oranına dikkat!

Şişman olup olmadığınızı ölçmek için yapmanız gereken şu: Kalçanızın çevresini bir mezurayla ölçün ve sonra bunu belinizin kalınlığıyla oranlayın. Bu rakam kadınlarda 0.8 üzerinde ise fazla kiloya bağlı sağlık bozukluğu tehlikesi vardır. Aynı oran erkeklerde 0.95 ve üzerindeyse tehlike sinyalleri çalmaya başlamış demektir.
 
Aklınızda bulunsun…

KASLARINIZ fazla çalışıp enerjiye gereksinim duyduğu zaman yağ hücreleri yedek enerji deposu olarak harekete geçer. Yağ asitleri yakıt sağlamak için çalışan kaslara doğru yola çıkar. Ancak karın bölgesindeki yağlar kana karışınca önce karaciğere uğrar. Halbuki diğer bölgelerdeki yağ asitleri hiçbir yere uğramadan doğrudan kaslara ulaşır. Karaciğere gelen yağ asitleri, karaciğerin kandan insülini temizlemesini engeller. Bu durumda kandaki insülin yüksek kalır.
 
İNSÜLİN DİRENCİ TAKİBİ

Kas ve diğer hücrelerde insüline karşı direnç oluşur; böylece kandaki şeker yükselir. Şekeri düşürmek için de pankreas bezi daha çok insülin üretmek ve salgılamak zorunda kalır. Bu işlem, kan basıncını, kalp ve diğer hayati işlevleri kontrol eden sistemi uyarır. Bu olaylar zinciri şeker hastalığı, yüksek tansiyon ve kalp sorunlarını ortaya çıkarır. Aynı şekilde menopozdan sonra da hormon kullanmayan kadınlarda göbekte yağlanma artar ve kalp krizi riski yükselir.
 
İşte çözüm önerileri

– Karındaki yağ hücrelerini, tahıl ürünleri, meyve, sebze gibi lifli besinler tüketerek eritebilirsiniz.
– Sindirim sisteminin düzenli çalışmasına özen gösterin ve günde en az iki litre su için.
– Rafine edilmiş karbonhidratlardan ve baklagillerden uzak durun.
– Çiğ sebzeleri küçük küçük doğrayarak ya da rendeleyerek yiyin.
– Sabahları uyanır uyanmaz bir bardak bitki ya da meyve çayı için.
– Porsiyon kontrolü yapın. Ne yerseniz yiyin, miktarına dikkat edin.
– Her gün öğleden önce ya da sonra portakal, greyfurt veya mandalina yiyin.
– Acele etmeden yiyin ve yemeklerden sonra biraz adım atın.
– Fırında patates, komposto veya haşlanmış meyveler sindirim sisteminiz için çok sağlıklıdır.
 

Kaynak: sozcu.com.tr

Hangi Besin Nasıl Pişirilmeli?


Yemek pişirirken, kızartmadan buğulamaya, ızgaradan fırına birçok yöntem kullanıyorsunuz. Peki, bu pişirme yöntemlerinin yiyeceklerin besin değerlerini nasıl etkilediğini biliyor musunuz?
 
Sebze ve meyveler
Sebzelerin oksidasyona uğrayarak yeşil rengini kaybetmemesi için kesildikten veya doğrandıktan hemen sonra, çok kısa sürede ve kapağı kapalı tencerede pişirilmesi gerekir. Pişirirken sebzelerin formlarını korumak için salça, soğan gibi lezzet vericiler önceden hazırlanmalı, sebzeler daha sonra ilave edilerek kısa sürede pişirilmelidir. Yemeğin içine fazla su koymak sebzelerin yumuşamasına ve şeklinin bozulmasına neden olur. Meyveler ise besin değeri kaybını azaltmak için kaynar suya atılarak pişirilmelidir.
 
Et pişirirken dikkat!
KURU ısıda pişen ette ısı yükseldikçe su kaybı artar ve et kurur. Sulu ısıda ise etin bağ dokusu proteinlerinden kolajen hidrolize olur ve böylece et yumuşar. Et pişirmede benmari yöntemi kullanılmalıdır. Bu yöntemde yemeğin bulunduğu tencereyle ateşin teması önlenmiş olur. Yemek tenceresi içinde su bulunan başka bir tencereye konularak uygulanan bu yöntemde, içinde su bulunan tenceredeki su seviyesi yemek tenceresinin en az yarısına kadar gelmelidir. Bu yöntemle etin lezzeti ve vitaminler korunur.
 
Balığı en geç 48 saat içinde tüketin
Balığın bağ dokuları az olduğundan pişirilince kolayca dağılır. Hafif ateşte pişmesi ise dağılmayı engeller. Yağlı balıklar genellikle ızgara veya kendi suyu içinde, az yağlı balıklar ise kızartma yöntemiyle pişirilir. Taze balıkları suyun dışında bir ya da iki saatten fazla ve oda sıcaklığında tutmamalısınız. Balık, temin edildiği andan itibaren hemen temizlenmeli, yıkanmalı, kurutulmalı ve en geç 48 saat içinde tüketilmelidir.
 
Sağlıklı mangal yapmanın püf noktaları
Mangalda pişirilen tavuk, kanat, bonfile, pirzola, köfte, çeşitli kebaplar gibi yiyeceklerin sağlığı tehdit etmemesi için bazı önemli unsurlar vardır. Mangalda kömür ateşi kullanılıyorsa kömürlerin tamamen korlaşması beklenmeli, ızgara telinin ısı kaynağına çok yakın olmamasına dikkat edilmelidir. Pişirme süresini kısa tutmak da çok önemlidir. Çünkü uzun süre yüksek ısılı işleme tabi tutulan bol proteinli besinler kanserojen maddelerin oluşumuna neden olur.
 
Kuru baklagilleri ağzı kapalı, basınçlı tencerede pişirin
Kuru baklagiller ıslatma, haşlama ve pişirme aşamalarıyla yemeğe hazır hale gelir. Kuru baklagillerin ıslatma suyu dökülebilir fakat haşlama suyunun atılmaması gerekir çünkü B grubu vitaminleri ve bazı mineraller bu suya geçer, atıldığı takdirde de besin değeri kaybı olur. En iyi pişirme yöntemi, miktarının iki katı kadar su ilavesiyle ağzı kapalı olarak basınçlı tencerede pişirilmesidir.
 
Kızartmada rafine edilmiş bitkisel sıvı yağ kullanın
Yemek pişirirken yağlar eritildikten sonra hemen diğer besinler tencereye ilave edilmeli ve malzemeler fazla ısıya maruz bırakılmamalıdır. Özellikle zeytinyağının dumanlanma noktası düşük olduğu için fazla ısıya maruz kaldığında toksik etkisi artar. Ancak bazı yağlar sadece bu amaçla üretildiği için iki veya üç kez kullanılabilir. Tavaya yağ koyarak kızartma yapaken tava çok doldurulmamalı ve yağın kızartma derecesine uygun olmasına dikkat edilmelidir. Kızartmalarda rafine edilmiş bitkisel sıvı yağlar kullanılmalıdır.



GÜNÜN ÖĞÜDÜ
Besinleri buzdolabı ve dondurucuda saklama süreleri:
BESİNLER

BUZDOLABI (-10 DERECE)
  • Taze yumurta 3 hafta
  • Çorbalar ve güveçler 3-4 gün
  • Hamburger ve kıyma etleri 1-2 gün
  • Salam 7 gün
  • Sosis, çiğ, sığır, hindi 1-2 gün
  • Sucuk 2-3 hafta
  • Biftek, sığır 3-5 gün
  • Pirzola, kuzu 3-5 gün
  • Rosto, sığır 3-5 gün
  • Rosto, kuzu 3-5 gün
  • Rosto veya av hayvanları 3-5 gün
  • Sakatatlar 1-2 gün
  • Tavuk veya hindi 1-2 gün
DONDURUCU (-32 DERECE)
  • Taze yumurta 3-4 ay
  • Dondurulmuş yemekler 2-3 ay
  • Çorbalar ve güveçler 3-4 ay
  • Hamburger ve kıyma etleri 1 ay
  • Salam 1-2 ay
  • Sosis, çiğ, sığır, hindi 1-2 ay
  • Sucuk 6-12 ay
  • Biftek, sığır 6-9 ay
  • Pirzola, kuzu 6-12 ay
  • Rosto, sığır 6-9 ay
  • Rosto veya av hayvanları 4-9 ay
  • Sakatatlar 3-4 ay
  • Tavuk veya hindi  1 yıl (bütün)
 

Hamilelere sağlıklı beslenme tüyoları


 
Gebelik döneminde anne ve bebeğin sağlığı için düzenli tıbbi kontrolün yanı sıra bilinçli beslenme ve egzersiz de şart. Bu sayede anne adayları doğum sonrası aşırı kilo sorunu da yaşamaz…
 
Hamilelik dönemi boyunca bilinçli beslenerek ve fiziksel açıdan aktif olarak hem kendinizin hem de bebeğinizin sağlığını koruyabilirsiniz. Sağlıklı bir bebeğin doğumunu birçok faktör etkiler. Yaşınız ve genetik özelliklerinizi kontrol edemezsiniz ancak sağlıklı beslenmek, alkol, sigara ve uygun olmayan ilaçlardan kaçınmak, düzenli hekim kontrolünde olmak size bağlı…
 
Bilinçli diyet önemli
Hamilelik döneminde iyi beslenen kadınlarda, gebelikte ve doğumda çok az komplikasyon görülür. Bu anne adayları sağlıklı bebekler dünyaya getirirler. Hamilelik döneminde önemli olan, bebek ihtiyaç duyduğu besinleri alırken sizin de rahat bir gebelik yaşamanız ve doğum ertesinde yağ kitleleri vücudunuzda kalacak kadar çok kilo almamayı başarmanızdır. Bilimsel bir araştırmada, hamilelik süresince 16 kilodan az kilo alan kadınlarda doğumdan bir yıl sonra ortalama 1.4 kilogramın kalıcı olduğu, 16 kilogramdan fazla ağırlaşan kadınlarda ise bir yıl sonra 5.5 kilogramın kalıcı olduğu ortaya çıkmıştır.
 
Bebeğiniz kadar kendinizi de düşünün
Hamilelikte düzgün, dengeli ve yeterli beslenmemek anne sağlığını da riske atar. Örneğin yeteri kadar kalsiyum almazsanız fetus bu ihtiyacını vücudunuzdan alır, bu da ileriki yaşlarda osteoporoza (kemik erimesine) yakalanma riskinizi arttırır. Ana rahminde yeterince beslenmeyen fetus da fiziksel ve zeka gelişimi açısından geri kalabilir. Genel olarak, beden kitle indeksi 20-25 arasındaki anneler en sağlıklı bebekleri doğurur.
 
Folik asit olmazsa olmaz
Folik asitin yetersiz alımı sonucunda, düşük doğum ağırlığıyla dünyaya gelen bebeklerde nöral tüp defektleri ve annede magaloblastik anemi oluşabilir. Folik asitin diyetle yetersiz alımından çok, yanlış pişirme yöntemleriyle kaybı söz konusu olmaktadır. Bu nedenle folik asit kaynağı besinlerin tüketiminde pişirme yöntemlerine de dikkat edilmelidir. Gebelikte folik asit ihtiyacı belirgin şekilde artar ve günlük ihtiyaç iki katına çıkar. Folik asit kaynakları koyu yeşil yapraklı sebzeler, karnabahar, et, süt, yoğurt ve türevleri, yumurta ve tahıllar olarak sıralanabilir. Anne adaylarının gebe kalmadan en az bir ay önce folik asit kullanımına başlaması önerilir.
 
Bebeği protein geliştirir
Gebelikte, anne ve plesantaproteine gereksinim duyar. Bu nedenle, günlük fazladan 10 gram protein tüketmeye ihtiyacınız vardır. En iyi protein kaynakları yumurta, et, tavuk, balık, süt, yoğurt, peynir, fındık, ceviz ve kuru baklagillerdir.
 
Enerji için karbonhidrat şart
Vücudun başlıca enerji kaynağı karbonhidratlar yeterli ve dengeli alınmalıdır. En iyi karbonhidrat kaynakları ekmek, makarna, pirinç, mısır, tam tahıllı yiyecekler ve kuru baklagillerdir.
Mineralleri sakın unutmayın
Gebelik süresince vücut en çok iki minerale gereksinim duyar: Kalsiyum ve demir. Bunları yeterli düzeyde tüketmiyorsanız, büyüyen bebeğiniz kemiklerinizdeki kalsiyumu, kanınızdaki demiri kullanır. Demir eksikliği sorununuz varsa hekim tarafından önerilen ilaç tedavisi çok düzenli bir şekilde uygulanmalı ve bu tedavi demir yönünden zengin besinlerle desteklenmelidir.
 
Susamadan su için
Suyun çok önemli bir besin olduğunu sakın aklınızdan çıkarmayın. Sizin ve bebeğinizin artan kan hacmi için su içmeye özen gösterip, günlük 8-12 bardak su içmeye gayret edin.
 
Kaç kilo almalısınız?
Gebeliğe normal kilolarda başladıysanız, dokuz ayda 9-12 kilo almanız normaldir. Ancak gebeliğe fazla kiloyla başladıysanız 7-8 kilo ile gebeliği tamamlamak da mümkün olabilir. Eğer ikiz bebek bekliyorsanız ortalama 17-22 kg normal kabul edilebilir.
 

İyi kolesterol nasıl yükseltilir?



Halk arasında iyi kolesterol olarak bilinen HDL'yi arttırmanız; kötü kolesterolünüzü (LDL) azaltmanız kadar önemlidir. Zira HDL'nin yüksek seviyede olması sizi kalp-damar hastalıklarından korur…
 
HDL ne işe yarar?
Kolesterol, her insanın kanında doğal olarak bulunan yağ benzeri, beyaz, mumsu dokuda bir maddedir. Vücut için elzem faaliyetlerin sürdürülmesinde gerekli olan kolesterolün büyük çoğunluğu vücut tarafından üretilirken, dörtte biri besinler yoluyla alınmaktadır. Yağımsı bir madde olan kolesterol, kanda çözünebilmesi için karaciğerde bir proteinle birleştirilir ve bu yeni yapıya ‘lipoprotein' denir. Yoğunluklarına göre farklı tipleri vardır. HDL vücuttaki kötü kolesterolü temizlemeye ve kan damarlarında plak oluşumunu engellemeye yardım eden bir bileşendir. Kanda mümkün olduğunca yüksek olması istenir çünkü özellikle kalp hastalıkları riskini azaltıcı etki göstermektedir.
Dikkat! Erkekseniz HDL değerinizin yüzde 45 mg, kadınsanız yüzde 50 mg'dan yüksek olması gerektiğini unutmayın…
 
İŞTE YAPMANIZ GEREKENLER
 
HDL kolesterolünüzü yükseltmenin 10 yolu şöyle sıralanabilir:
1- Kanada'da yapılan bir araştırmada her gün üç hafta boyunca bir bardak portakal suyu içen deneklerin HDL seviyesinin diğerlerine göre yüzde 21 daha yüksek olduğu keşfedilmiş. Araştırmacılar bunun portakal suyunun içinde bulunan hesperidin adlı madde sayesinde olduğunu düşünüyor.
2- B3 vitamini (Niasin) ilavesinin ya da Niasin'den zengin beslenmenin HDL seviyeleri düşük olanlarda yarar sağladığı belirtiliyor. Ancak doktora danışmadan kullanılmamalı.
3- Badem, ceviz, fındık, keten tohumu ve zeytin tüketmek iyi kolesterolü yükseltir.
4- Sigarayı bırakmak HDL kolesterolün yüzde 10 oranında yükselmesine neden olmaktadır.
 
5- Fazla şeker vücudunuzda yağa çevrilir ve size kilo olarak geri döner. Bu da HDL seviyesini düşürür. Kendinize bir iyilik yapın ve şeker tüketimini azaltın.
 
6- Soya proteini ve izoflavanların diyete eklenmesi HDL kolesterol seviyelerini arttırabilir.
 
7- Makul miktarlarda alınan alkolün HDL kolesterol seviyelerini artırabildiği bildirilmiştir.
 
8- Her gün en az 30 dakikalık yürüyüş, yüzme gibi aerobik egzersizlerin HDL kolesterol seviyelerini artırmaya yardımcı olduğu belirtilmektedir.
 
9- Fazla kilolar HDL kolesterol seviyelerinin düşmesiyle direkt olarak ilişkili. Her daim ideal kilonuzda olmaya özen gösterin.
 
10- Beslenme alışkanlıkları da HDL seviyesi ile yakından ilgilidir. Sağlıklı yağlar tüketmek iyi kolesterolü yükseltir.
 

Çocuk sahibi olmak isteyenlere beslenme tüyoları

 
 
Genetik sebepler, çevresel faktörler ve sigaranın da etkisiyle doğurganlık gün geçtikçe azalıyor… Ancak bilinçli beslenmenin çocuk sahibi olmak için son derece önemli bir faktör olduğunu unutmamak gerekiyor…
 
Kadınlar nasıl beslenmeli?
Doğurganlığı arttıran ve yumurtaların döllenmesi için sağlıklı ortamı hazırlayan özellikle B kompleks ve diğer tüm vitaminlerin hamile kalmak isteyen kadınların günlük diyetlerinde yer alması gerekir. Araştırmalar gösteriyor ki magnezyum ve çinkodan zengin besinler hamile kalma olasılığını arttırmaktadır. Ceviz, fındık, kuru baklagiller, yeşil yapraklı sebzeler zengin magnezyum kaynaklarındandır. Çinko açısından zengin besinler arasında ise kırmızı et, kümes hayvanları, kabuklu deniz ürünleri, fındık ve süt ürünleri sayılabilir. Demir depolarının da hamilelik öncesi dolu olması gerekmektedir. Demir kaynakları et, tavuk, balık, yeşil yapraklı sebzeler, kuru baklagiller ve kuru meyvelerdir.
 
Karbonhidratlar
Kan şekeriniz dengeli değilse, çok şişman ya da zayıfsanız hamile kalmanızı sağlayan üreme hormonları tam anlamıyla görevini yapamayacaktır. Bunu dengelemek için ne tip karbonhidratlar tükettiğiniz çok önemli… İki tür karbonhidrat vardır. Kompleks ve basit. Kompleks karbonhidratlar sebzeler, bütün tahılları ve baklagilleri içerir. Basit karbonhidratlar arasında ise beyaz şeker, meyve ve meyve suları bulunur. Hamilelik şansının artırılabilmesi için birinci grubun tüketimi artırılmalı, meyve hariç tüm basit karbonhidratların tüketimi ise tamamen kaldırılmalıdır. Tahıllar döllenme ihtimalini artıran besinlerin deposudur.
 
Proteinler
Kan şekeri dengesinin sağlanmasına ve hücrelerin yenilenmesine yardımcı olan aminoasitler üretir. Bu aminoasitler hücreleri onarır. En iyi protein kaynakları ise yağlı balıklar, yumurta, baklagiller, kuruyemişler ve çekirdekler. Et yerine daha çok bakliyat, örneğin mercimek tüketilmesinin önemli olduğu unutulmamalıdır.
Yağlar
Vücut için gerekli yağ asitleri kuruyemişlerde, çekirdeklerde, yağlı balıklarda bulunur ve gerek hamilelik gerekse sağlıklı bir bebek dünyaya getirilmesinde hayati derecede önem taşır. Eğer yeterince yağ asidi tüketmezseniz bu hormon üretimini de olumsuz etkileyecektir. Hamile kalmak isteyen kadınların her gün 5-7 çay kaşığı ayçiçeği, susam ve sızma zeytinyağı karışımı tüketmeleri salık verilmektedir.
 
Süt ürünleri
SÜTÜN içindeki bir şeker türünün bazı insanlar tarafından sindirilemediği için insanların yumurtalarına zarar verebildiği düşünülüyor. Ancak asıl önemli nokta bugün süt ürünlerinin üretiminde kullanılan hormonlar… Bir inek sadece doğum yaptıktan sonra süt verebilmektedir. Süt üretiminin sürekli hale getirilmesi için de inekler doğum yaptıktan iki ay sonra suni olarak yeniden hamile bırakılmaktadır. Hamilelik yüksek oranda östrojenle sağlanmakta, bu hormon da ineğin sütüne ve diğer süt ürünlerine geçmektedir. Bu da kandaki östrojen konsantrasyonunu yükselterek, kısırlık tedavisinde zorluk çıkarabiliyor. Et ve süt ürünlerini olabildiğince organik olarak tüketin.
 
Kafein, alkol ve sigaraya veda edin
Kafein: Araştırmacılar kafeinin kadının doğurganlığı üzerinde ters etki yaratma olasılığı olduğunu tespit ettiler. Bu nedenle hamile kalmak isteyen çiftlerin kafeinden tümüyle uzak durmaları tavsiye ediliyor. Günde 2-3 fincandan fazla kahve tüketilmesi düşükler ve ölü doğumlara neden olabiliyor.
Sigara: İngiltere Tıp Birliği'nin 2004 yılı raporunda sigaranın üreme konusunda hem kadının hem de erkeğin sistemine büyük zararlar verdiği ortaya konulmuştur.
Alkol: Alkol de döllenmenin önünde engel oluşturabilir. Alkol tüketiminin özellikle 30 yaşın üzerindeki kadınlarda döllenmeyi engelleyici etkisi bulunuyor.
 
Erkekler için bal ve çiğ sarımsak
İşte baba olmayı planlayan erkeklerin düzenli tüketmesi gereken besinler…
– Sarımsağın içindeki B vitamini ve selenyum da spermleri güçlendiriyor. Sarımsağın özellikle çiğ olarak tüketilmesi tavsiye ediliyor.
– Bal da spermler için faydalı. Ayrıca afrodizyak etkisi de bulunuyor.
– Erkekte sperm kalitesini artıran diğer besin maddeleri arasında esmer pirinç, tahıllar, avokado ve kırmızı et bulunuyor.
 

Çocuğunuzun kemiklerini güçlendirin



En iyi beslenmenin çocuğunuzun sağlığını nasıl etkilediğini düşündüğünüzde, kemikleri ilk kaygınız olmayabilir. Sonuçta, osteoporoz büyük oranda yetişkinleri etkiliyor. Ancak sağlam kemiklerin temelleri de çocukluk ve ergenlik döneminde atılıyor
 
Kemik sağlığını bir tasarruf hesabı gibi düşünün. Kemik düzenli mevduat ve doğru koruma ile sürekli devredilen canlı bir dokudur. Çocukluk ve ergenlik döneminde kemikler, bir kişinin hayatının geri kalanında kullanılmak üzere en yüksek mevduat oranını sağlamak için hazırlanır…
 
Nasıl beslenmeleri gerekir?
Kemiklerin sağlamlığı ve mineral yoğunluğu, iskeletin daha yoğun bir büyüme gösterdiği çocuklukta ve ergenlikte artırılabilir. Kemik kütlelerinin yaklaşık yüzde 40'ı 9-14 yaş arasında inşa edilir. Yirmili yaşların sonundan otuzlu yaşların ortasına kadar kemik kütlesinin zirvesine erişildikten sonra kemik mineral yoğunluğunda yaş ilerledikçe yavaş bir azalma olur. Bu nedenle, genç yaşlarda kazanılan kemik kütlesi ne kadar yüksekse genel olarak kemik kütlesi de o kadar uzun korunabilir.
 
Kalsiyum
Süt, peynir ve yoğurt, kalsiyumun en zengin doğal kaynaklarıdır. Örneğin, 8 gramlık bir bardak süt 300 miligram kalsiyum veya önerilen alımı yaklaşık dörtte biri ile üçte biri sağlar. Diğer süt dışı gıdalar arasında badem, brokoli, incir, soya fasulyesi ile hazırlanmış tofu bulunmaktadır. Bazı gıdalar kalsiyumla zenginleştirilmiş olup bazı vegan sütler ve tahıllar da buna dahildir.
 
D vitamini
Güneşe maruz kalma D vitamini üretimini tetikler, ancak bu cilt pigmentasyonu, mevsim ve coğrafyaya göre değişebilir. Ayrıca güneş ışığına fazla maruz kalma cilt kanseri riskini artırır. D vitamini içeren sınırlı doğal gıda kaynakları vardır; yumurta sarısı, somon ve ton balığı gibi yağlı balıklar. D vitamini, portakal suyu, süt ve bazı süt ürünleri içermeyen içeceklerde bulunur. Çocuk doktorunuza günde 600 IU önerilen D vitamini takviyesi konusunu danışın. Çocuğunuzun D vitamini seviyesini mutlaka ölçtürün. 
 
Magnezyum
Bu mineralin badem, ıspanak, fasulye, edamame, fıstık ezmesi, avokado, tam buğday ekmeği ve kuru fasulye gibi besin kaynaklarında olduğunu biliyoruz. Çocuk beslenmesinde mutlaka bu besin çeşitliliğini kullanın.
 
Fiziksel aktivite de şart
Düzenli kilo verme egzersizi kemikleri uyarır ve onları daha güçlü yapar. Kemikleri güçlendirmek için koşu, yürüyüş, dans, tenis, jimnastik, basketbol, voleybol, kaykay tahtası, futbol ve ağırlık antrenmanı gibi egzersizleri deneyin. Yüzme ve bisiklet kardiyovasküler sağlık için çok önemli iken, ağırlık taşımazlar. Bunlar çocuğunuzun tercih ettiği sporlar ise ağırlık taşıma faaliyetleri de yapmalarını teşvik edin.
 
Ergenlik döneminde nelere dikkat edilmeli?
Çocukların kemik sağlığını geliştirmeleri için yaptıkları kadar yapmadıkları da önemlidir. Erişkinliğe geçme sürecinde kemik sağlığı;
– Sigara içmek
– Alkol tüketmek
– Diyet ve düzensiz beslenme
– Adet dönemleri yok veya eksik olması gibi durumlardan olumsuz etkilenir.
 
K vitamini
Çocukların kemik metabolizması erişkinlerden çok daha yüksektir, başka bir deyişle sağlıklı kemik dokusu yapılabilmesi için çocukların daha fazla K vitaminine ihtiyaçları vardır. Bu vitamini almak için en iyi yol, yeşil yapraklı sebzeler (lahana, şalgam yeşillikleri, lahana, ıspanak ve brokoli), bezelye ve yeşil fasulye gibi gıdaları düzenli olarak tüketmektir. Özellikle K2 vitamini kemiklerde kalsiyum depolanmasını sağlar. Güçlü bir iskelet sistemi ve kemik yapısı için K2 vitaminine ihtiyaç vardır. Büyüyen çocuklarda K2 vitamini eksikliği çok önemlidir ve erişkinlikte bunun çok yönlü etkileri olabilir. Bu yönde yapılan araştırmalarda ergenlik çağı öncesi çocuklara verilen K2 vitamininin kemik yapılanmasında rol alan faktörler üzerinde olumlu değişiklikler yaptığı iddia edilmiştir.  K2 vitamini peynirde, süt ürünlerinde, sığır etinde ve yumurta sarısında bulunur.
 

Yiyeceklerle sağlıklı bir ilişki kurun

 
Eğer fazla yemek yedikten sonra kendinizi yorgun ya da çok yağ tükettikten sonra hasta hissediyorsanız; bu beslenmenizde bir şeyleri değiştirme vaktinin geldiği anlamına gelir…
 
Vücudunuzun sesini dinleyin
Yiyeceğin değerini anlamak demek, vücudun tam olarak işlev görmesi için neyin gerekli olduğunu anlamaktır. Bazen danışanlarımıza canlarının istediği yiyecekleri bize aktarmalarını söylüyoruz. Vücudumuza kulak verirsek, vücut ihtiyaçlarını bize bildirir. Vücudunuz; yaptıklarınızın sonuçlarını doğru dinlemeyi bildiğinizde sonucu hemen anlamanızı sağlayacak reaksiyonlar verir.

Doğru besin kaynaklarından uzaklaşıyoruz
Yemek harika bir şeydir. İnsan bedeni için sağladığı tüm faydalarının boşa gitmemesi veya göz ardı edilmemesi gerekir. Yunanlı Doktor Hipokrat'ın ünlü “Yiyecekler ilacınız olsun” sözünü yaşamımız boyunca unutmamalıyız. Aslında, yiyecekler bizi sağlıklı tutabilir, hastalıklarla mücadele etmemize veya üstesinden gelmemize yardımcı olabilir. Evet, hepimiz her zamankinden daha fazla beslenme bilgisine sahibiz ancak bu tür veriler çoğunlukla kafa karıştırıcı ya da bazen tamamen yanıltıcı olabilir. Bilgiler içinde seçici davranmak ancak bilimsel kökenli bilgilere yönelmekle mümkün.
 
Siz de kendinizi sorgulayın
Yiyeceklerle sağlıklı bir ilişki içinde olan insanları dikkatle inceleyin. Onlar gıdaların değerini takdir ederler. Diyet endişelerinin günlük rutinlerine müdahale etmesine izin vermezler. Gıdayla olan ilişkileri yapıcıdır. Özetle hayatınızdaki besinlerle ilişkinizin nasıl olduğunu sorgulamanızı öneririm. Eğilimleriniz sizin kolay kilo vermenizin anahtarı olabilir.
 
Aşk veya nefret ilişkisine dikkat!
Yiyecekle olan ilişkimiz hayatımızın her evresinde zordur. Alkol veya uyuşturucu bağımlılığı gibi yiyecekle olan bağımızı da sonlandırmak oldukça zordur. Gıda yaşamımız için vazgeçilmezdir. Ancak yediklerimiz bizi hasta ediyorsa farklı bir yaklaşım geliştirmeliyiz. Çocukluğunuzdan bugüne kadar gelen yiyeceklerle tanışma hikayenizden tatlara karşı meyliniz ve yemek yemeye yönlendiren aile yapınız bu ikilemin seyrini etkiler. Diyeceğim, yemeğinizi sevmeyi öğrenin. Çünkü kendinizi nasıl sevdiğinizi ve hayatınızı nasıl yaşadığınızı yiyeceklerle kurduğunuz ilişki apaçık gösterir.
 

Grip nasıl çabuk geçer?



Bugünlerde hayli yaygın olan gripten korunmak kadar hastalığı en hızlı şekilde atlatmak da önemli. İşte sizi kısa sürede iyileştirecek gıdaların listesi…
 
Hindili sandviç
Hindi etinde, sağlıklı beslenme için gerekli olan yağsız protein bulunur. Kendinizi yemek için iyi hissetmediğiniz bir dönemde hastalıklarınızla mücadele için hindi eti iyi bir tercihtir. Sandviçin içine koyacağınız hindi eti, kırmızıbiber ve marul sizin için iyi bir destektir.
 
Sebze suyu
Hastayken mutfağa girip bir şeyler hazırlamak isteyeceğiniz en son şey olabilir. Ancak taze sıkılmış meyve suyunun içine ilave edeceğiniz maydanoz, nane ve biraz karabiber harika bir iyileştirici olabilir.
 
Tavuk suyuna çorba
Organik tavuk suyuna kereviz sapı, maydanoz, kırmızıbiber, şehriyeyle yapılan, bol limon ve karabiberle tüketilen çorba oldukça besleyici ve rahatlatıcı olabilir.
 
Sarımsak
Bu besin, antibiyotik ve bağışıklığı arttırıcı bir etkiye sahiptir. Hastayken içeceğiniz çorbaların içine ilave edeceğiniz sarımsak sizi daha çabuk iyileştirebilir.
 
Zencefil
Mide ağrısı, bulantı ve grip esnasında virüsten kurtulmak için zencefil iyi bir çözümdür. Gribe yakalandığınızda taze zencefili rendeleyip suyunu içerseniz iyileşmeniz hızlanır.
 
Sıcak çay
Yeşil, siyah ve beyaz çay antioksidan içeriği nedeniyle mikroplarla savaşır ve boğazınızın rahatlamasına yardımcı olur. İçine bir tatlı kaşığı bal ve limon suyu ilave etmeniz boğazınızı rahatlatır. Eğer kafeinle ilgili bir probleminiz varsa, iyileşmek için kafein içermeyen bitki çaylarından ve kahveden de yararlanabilirsiniz.
 
Muz
Dilimlenmiş, bütün ya da püre haline getirilmiş muz mide için çok yararlıdır. Özellikle çocuklarda görülen grip virüslerinde muz bulantı, kusma ve ishal gibi belirtileri önler.
 
Buzlu meyve topları
Taze meyvelerin suyunun rendelenmiş zencefile karıştırılıp derin dondurucuda dondurulmasıyla yapılır. Yurtdışında ‘popsicle' adıyla bilinir. Şişmiş, kurumuş boğazınıza iyi gelir. Grip tedavisinde su kaybı yaşanmaması için bir destek olarak da düşünülebilir. Ancak yapılan meyve toplarının yüzde 100 doğal meyve sularından olması önerilir. Örneğin kivi, çilek, portakal, elma gibi.
 

Çocukların ‘Hayır’ diyemeyeceği 4 lezzet

Çocukların ‘Hayır’ diyemeyeceği 4 lezzet
 
 
Çocukların iştahsız olması yemek saatlerini sinir bozucu hale getirir. Eğer evinizde böyle bir sorun varsa bu yazımı okumaya devam edin çünkü en yemek seçen çocuğun bile yiyebileceğini garanti ettiğim dört süper sağlıklı gıdayı bulacaksınız…
 
Soya peyniri (Tofu)
Tofu, çerezlerle veya dondurma gibi pürüzsüz tatlılarda kremsi bir tabaka sağlamak için kullanıldığında çocukların sevdiği bir tat haline dönüşebilir. Tofu büyüme ve kemik sağlığı için çocukların ihtiyacı olan tüm besin maddelerini, B vitaminlerini, kalsiyum ve demiri barındırır, aynı zamanda mükemmel bir protein kaynağıdır.
 
Humus
Bu besin, onlara nohuttan yapılmış olduğunu söylemezseniz, bir sos gibi kullanıldığında çoğu çocuğun yiyebileceği bir besindir! Ancak lif, kompleks karbonhidratlar ve kalp dostu zeytinyağıyla birlikte nohuttaki protein ve humusu mükemmel bir besin haline getirir. Kompleks karbonhidratlar sağladığı enerjiyle çocuğunuzu beslerken, protein ve içindeki tahinden gelen yağ onu akşam yemeğine kadar tok ve enerjik bir hale getirmeye yardımcı olur.
 
Somon
Çocukların doğru gelişim için gerekli olan yüksek kaliteli proteinin yanı sıra beyin gelişimi ve kalp sağlığı için gerekli olan omega 3 yağ asitleri için mükemmel bir kaynaktır. Yoğun ebeveynler için bir başka artı, doğal lezzet nedeniyle az baharat gerektirir ve sadece birkaç dakika içinde fırında ya da ızgarada pişirilebilir. Çocuğunuzun ihtiyacı olan şey bu pembe balığın sevimli bir şekilde onlara servis edilmesidir.
 
Avokado
Tekli doymamış yağlarla, çocuklar tarafından aslında her gün diyetlerinde ihtiyaç duyulan ‘iyi' yağlarla doludur. Avokado, mayonez veya krem peynirle karıştırıp kullanıldığında çocukların sevgilisi haline gelebilir. Olgunlaşmış avokado, çatalla kolaylıkla ezilebilir. Limon suyu ve çok az tuzla karıştırırsanız lezzetli bir ekmek üstü sürülmelik besin elde edersiniz. Doğru cins yağ alımı özellikle ilk yıllarda önem taşıdığından erken yaşlarda çocuğunuzu avokado ile beslemeye başlayın.
 

Elma sirkesiyle nasıl kilo verilir?

 
Bugünlerde kilo almamak için uğraş verenlerden misiniz? Bu soruya cevabınız evet ise elma sirkesi kürüyle zayıflamaya
ne dersiniz?
 
 
İşte araştırma sonuçları…
Birçok bilimsel araştırma, yemekten önce ve/veya sonra tüketilen elma sirkesinin kan şekeri, karbonhidrat ve insülin yönetimi üzerindeki etkilerini inceledi. Bir çalışma, yüksek karbonhidratlı bir yemekten sonra iki çorba kaşığı elma sirkesi içmenin erken kan şekeri düzeyinde yüzde 19'luk düşüşe neden olduğunu gösterdi. Katılımcıların önceden iki yemek kaşığı elma sirkesi tükettiği bir başka araştırma, sabahları açlık kan şekeri düzeylerini yüzde 4 oranında düşürdüğünü ortaya koydu.
 
İyi bir zayıflama iksiri
Elma sirkesinin sağlığa birçok faydasının olmasının yanı sıra kilo verme amacıyla da kullanıldığını biliyoruz. İçinde barındırdığı enzimler, organik maddeler ve bitkisel asitler nedeniyle elma sirkesi, tüm faydalı vitaminleri formülünde barındırır. Elma sirkesi diğer yandan vücuttaki zararlı toksinlerin ve ödemin atımıyla hücrelere daha fazla oksijenin ulaşmasına yardımcı olurken, damarlara açıcı etki yapar ve vücutta kilolara neden olan ödem adını verdiğimiz toksin içeren lenf sıvısının fazlasının vücuttan uzaklaştırılmasına yardımcı olur. Elma sirkesinin kandaki yağları, trigliserit ve kolesterol gibi zararlı maddeleri eriterek lenf ve karaciğer yoluyla böbreklerden ve dolayısıyla vücuttan atılmasına yardımcı olduğu da bilinen bir gerçek.
 
Elma sirkesi kürü tarifi
Size verdiğimiz basit zayıflama taktiklerini uyguladığınız takdirde elma sirkesi kürüyle kilo vermeniz mümkün. Bu süreçte doğal elma sirkesi kullanmak çok daha sağlıklı bir şekilde kilo vermenizi sağlar. Dileyenler tat vermesi için sirkenin içine bir kaşık çiçek balı ve aroma vermesi amacıyla papatya çayı da ekleyebilir. Öncelikle iki tatlı kaşığı elma sirkesini bir bardak suyun ya da papatya çayının içine dökün; dilerseniz bal  da ekleyebilirsiniz. Bu elma sirkesi formülü zayıflama ve kolesterol düşürmek için kullanılabilir. Bu kürü mide sorunu ve mide rahatsızlığı olmayan herkes yapabilir.
 
Nasıl tüketilmeli?
Elma sirkesiyle zayıflamak için yemeklerden yarım saat önce hazırladığınız karışımdan bir çay bardağı kadar içmelisiniz. Mide sorunu yaşıyorsanız yemeklerden sonra için. Kilo vermek ve zayıflama hızınızı arttırmak için haftada 3-4 kez, bir günde de sabah, öğle, akşam olmak üzere her birinde 15 dakikalık zayıflama hareketleri yapmanız faydalı olur. Elma sirkesi kürü uygularken gün içerisinde yeteri kadar su içmek, vücudunuzdaki toksin ve ödemi atmaya yardımcı olur, bağışıklık sisteminizi de güçlendirir. Her bireye, elma sirkesi kürüyle birlikte uygulanacak kişiye özel bir diyet listesi, kalıcı olarak kilo verebilmeye destek olur.
 

Hem sağlıklı hem de zayıflatan çorbalar

Hem sağlıklı hem de zayıflatan çorbalar
 
Geleneksel sofralarımızda başlangıç yemeğimiz genelde çorbadır. Dünya genelinde ise Rusya ve Meksika'dan sonra en çok çorba tüketen ülkeyiz. AC Nielsen tarafından 2006 yılında yapılan çalışmaya göre çorba, pilavdan sonra en çok tükettiğimiz yiyecek. Evlerimizde en çok mercimek, şehriye ve tarhana çorbası pişiyor. Sabah kahvaltısından başlamak üzere her öğünde yaygın olarak çorba tüketiliyor. Yöresel özelliklere göre pek çok farklı malzemeyle hazırlanabilen çorbalar aynı zamanda dengeli beslenmenin önemli bir parçası.
 
Binbir çeşit çorbayı beslenme programınızın baş tacı yapıp, tüm besin gruplarını bir arada tüketerek sağlığınızı koruyabilir, aynı zamanda fazla kilolarınızdan da kurtulabilirsiniz…
 
Dört leziz tarif
Sizlere bugün kışın tüketebileceğiniz dört çorba tarifi vereceğim. Hepsi hem lezzetli, hem pratik hem de kilo kaybına yardımcı. Afiyetle için…
 
YEŞİL MERCİMEKLİ YAĞ YAKICI ÇORBA
Yeşil mercimek bitkisel bir protein kaynağı olmakla birlikte faydaları saymakla bitmez. Bazı besinler içerikleri ve birleştiği diğer besinler nedeniyle yağ yakıcı etkiye sahip olur. İşte bu çorba da onlardan biri…
Malzemeler
– 1 su bardağı haşlanmış yeşil mercimek -m 1 demet ıspanak ve ıspanak kökü – 4 yemek kaşığı kepekli erişte – 1 adet limonun suyu – 2 tatlı kaşığı kimyon – Tane karabiber – Et suyu / su
Yapılışı
Geniş bir tencereye haşlanmış yeşil mercimek, kepekli erişte, ıspanak kökü ve baharatlarınızı ekleyin. Üzerini dolduracak kadar et suyu (ya da su) ve limon suyunu ekleyip kaynatmaya bırakın. Kaynamaya başlayınca altını kısıp kalan ıspanakları da ekleyip azıcık daha kaynatın. Bu çorbayı sabah, öğle ve akşam tüketerek kendinize bir detoks kürü oluşturabilirsiniz.
 
BALKABAĞI ÇORBASI
Malzemeler
– 4 adet el kadar haşlanmış balkabağı – Yarım su bardağı badem sütü – 2 su bardağı et suyu – 2 yemek kaşığı yulaf unu (yulaf ezmesini blendırda çekerek elde edebilirsiniz.) – Baharat
Yapılışı
Haşladığınız balkabaklarını püre haline getirin. Tencereye balkabağı, yulaf unu ve baharatları ekleyip iyice karıştırın. Daha sonra yavaş yavaş önce badem sütünü sonra da et suyunu ekleyip açın. İçine daha fazla su koymanız gerekirse içme suyu ekleyin. İyice kaynattıktan sonra süslemek için üzerine bir tatlı kaşığı light labne koyabilirsiniz.
 
DOMATES ÇORBASI
Malzemeler
– 1 orta boy domates – 1 yemek kaşığı organik domates salçası – 1 su bardağı badem sütü / soya sütü / laktozsuz diyet süt
– 3 yemek kaşığı karabuğday unu – Su – Baharatlar
Yapılışı
Seramik tencereye bir yemek kaşığı yağ ekleyip domateslerinizi ya da salçanızı karabuğday unuyla kavurun; hamur gibi olana kadar karıştırın. İçine yavaş yavaş sütünüzü ekleyip kıvamını açın. İyice sıvılaşınca da su ekleyip el çırpıcısıyla karıştırın. İçine şehriye veya başka bir tahıl eklemeyin çünkü karabuğday unu tek başına tok tutucu etkiye sahip olmakla birlikte çorbanıza kıvam katar. Tüm malzemeler karışınca içine baharatları ekleyip kaynamaya bırakabilirsiniz. İşte çorbanız hazır… Ana öğün olarak tüketirken yanında bol yeşil salata yemenizi öneririm.
 
YOĞURT ÇORBASI
Bir diğer vazgeçilmez çorba da yoğurt çorbası. İşte tarifi:
Malzemeler
– 2 su bardağı light yoğurt – Yarım su bardağı haşlanmış karabuğday – 2 yemek kaşığı karabuğday unu – Et suyu
– Nane ve pulbiber – Su
Yapılışı
Tencerede yoğurdu ve karabuğday ununu iyice karıştırıp kavurun. Daha sonra üzerine et suyu ve su ekleyerek çorbanızı açın. Haşlanmış karabuğday, nane ve pul biberi ekleyip kaynamaya bırakın. Bir süre sonra çorba hazır…
 

Matcha ile tanıştınız mı?



Japon kültürünün günümüze kadar gelmiş en eski geleneklerinden biri olan matcha çayı en kaliteli toz çaydır.
 
Tüm yeşil çaylardan en az 10 kat daha fazla etkilidir. Zira yeşil çayın sadece taze ve en kaliteli yapraklarından toplanıp kurutulur. Ülkemizde pek tanınmayan toz matcha çayının faydaları şöyle sıralanabilir…

ANTİOKSİDAN YÖNÜNDEN ZENGİNDİR
Sağlık bilincine sahip bireyler çiğ meyvelerden, yeşil sebzelerden ve bitter çikolatadan antioksidan almaya çalışır. Toz matchanın ilk şaşırtıcı etkisi, yalnızca bir fincanının oksijen esaslı emilim kapasitesi (ORAC) yöntemiyle ölçülen en yüksek orana ulaşarak herhangi bir başka sağlıklı gıdadan beş kat fazla antioksidan içermesidir.

Kateşin yüklüdür
Bütün antioksidanlar eşit yaratılmamıştır. Toz matcha, kateşin adı verilen belirli bir dizi organik bileşim içerir. Kateşin, antioksidanlar arasında en etkili ve yararlı olandır. Toz matcha çayındaki kateşinlerin yüzde 60'ını EGCg denilen belirli bir kateşin oluşturur. EGCg bütün antioksidanlar içinde kanserle savaşma özelliğiyle tanınır.

SAKİNLİK VERİR
Toz matcha çayı bin yıldan fazla süredir Çinli Taoistler ve Japon Zen Budistler tarafından rahatlayıp meditasyon yapabilmek için kullanılır.
Bu yüksek bilinç hali toz matcha çay yapmakta kullanılan yapraklarda bulunan L-Theanine adlı su bazlı aminoasitten kaynaklanır. L-Theanine, rahatlamayı sağlayan beyindeki alfa dalgalarının üretimini diğer yatıştırıcıların yarattığı doğal uyuşukluk olmadan arttırır.

HAFIZAYI VE KONSANTRASYONU ARTTIRIR
L-TheanIne'in bir başka yan etkisi de dopamin ve serotonin üretimini arttırmasıdır.
 Bu iki kimyasal, ruh halini düzeltir, hafızayı güçlendirir ve konsantrasyonu arttırır.

ENERJİYİ YÜKSELTİR
Bütün yeşil çaylar doğal olarak kafein içerdiği halde matcha çayının sağladığı enerji daha çok farklı besinlerin bileşiminden gelir. 
Bir fincan matcha çayının arttırdığı dayanıklılık altı saat kadar sürer ve L-Theanine'in etkilerinden dolayı bu çayı içenler uyarıcıların sinir, gerginlik, yüksek tansiyon gibi alışılagelmiş yan etkilerinden hiçbirini yaşamazlar.

KALORİ YAKAR
Toz matchanın metabolizmayı hızlandırdığı ve vücudun yağ yakmasını ortalamanın dört katına çıkardığı saptanmıştır.
 Ayrıca toz matcha, kalp atışını hızlandırmak ve tansiyonu yükseltmek gibi olumsuz yan etkilere sahip değildir.

DETOKS YAPAR
Kamelya bitkisi, matcha çayı yapılmak üzere yaprakları toplanmadan önceki üç hafta boyunca üzeri örtülerek güneş ışığından korunur. Bu işlem, bitkinin yeni çıkan yapraklarında klorofil üretiminin fazlasıyla artmasına neden olur. Bunun sonucunda toz matchadaki klorofil seviyesinin artması yalnızca çaya canlı, yeşil rengini vermekle kalmaz, aynı zamanda doğal bir detoks yaparak vücuttan ağır metallerin ve kimyasal zehirlerin de atılmasını sağlar.

BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİ GÜÇLENDİRİR
Toz matchadaki kateşinler sağlığı düzelten antibiyotik özelliklere sahiptir. Bir fincan toz matcha çayında önemli miktarda potasyum, A ve C vitaminleri, demir, protein ve kalsiyum bulunur. Ayrıntılı çalışmalar bu çaydaki besinlerin HIV virüsünün vücuttaki T hücrelerine saldırmasını önleme özelliği taşıdığını da ortaya koymuştur.

KOLESTEROLÜ İYİLEŞTİRİR
Farklı gruplar üzerinde yapılan araştırmalar, düzenli olarak matcha çayı içenlerin düşük LDL (kötü kolesterol) ve yüksek HDL (iyi kolesterol) seviyelerine sahip olduklarını ortaya koymuştur. Toz matcha çayı içenlerin kalp krizi geçirme riski içmeyenlerden yüzde 11 oranında daha düşüktür.

HARİKA BİR TAT
Bir şeyi yalnızca sağlıklı olduğu için içmek ilaç yutmaya benzer. Keyifsiz ve kaçınılacak bir tattır ama yine de kendinizi tüketmeye zorunlu hissedersiniz. Fakat siz genel olarak sağlığınıza iyi gelecek içecekleri tüketmeyi tercih etmez misiniz? Tabii ki edersiniz.
Bu çayın ortalama bir çayseverin damak zevkine uygun hale gelmesi için içine limon, süt gibi malzemeler eklenebilir. Canlı bitkisel tadı L-Theanine amino asitinin hoş kokulu tadıyla bütünleşerek toz matcha çayı her yönüyle benzersiz bir içecek haline gelir.
 

Yeni yıl detoksu ve 2017’nin beslenme trendleri

Sağlıklı bir yaşam sürmek 2017 hedefinizse öncelikle beslenme stilinizi değiştirmeniz gerekiyor. Bunu bazı alışkanlıklarınızdan vazgeçerek başarabilirsiniz. İşte yapmanız gerekenlerin listesi…
 
1 -Her gün bir koyu yeşil, bir de kırmızı-turuncu sebze tüketin.
Koyu yeşil yapraklı sebzeler, kalp sağlığı için de önemli olan folat bakımından zengindir. Kırmızı-turuncu sebzeler ise antioksidan etkili beta-karoten ve likopen içerir.

2 -Daha az fast food yiyin.
Fast food ataklarınızı önlemeye çalışın. Eğer karşı koyamıyorsanız, ızgara tavuk gibi düşük kalorili seçeneklerden yararlanın. Siparişinizi küçük veya orta boy olarak verin; içecek olarak da ayran veya suyu tercih edin.
 
3-Sağlıklı ara öğünler tüketin.
Günde bir veya daha fazla sağlıklı atıştırmalık tüketin. Bir kase kuruyemiş, yağsız yoğurt ve mevsim meyveleri tüketebilirsiniz. Mandalina gibi turunçgiller özellikle iyidir çünkü kabuğunu soymak ve yemek vakit alır. Az yağlı peynir ve tam tahıllı kraker de yiyebilirsiniz.
 
4 -Dışarıda az yemek yiyin.
Beslenmenizi her gün planlarsanız akşam eve geldiğinizde yemek vaktinde sizi bekleyen bir yemeğiniz olur ve tek seçeneğiniz dışarıda yemek olmaz. Pişirdiğiniz yemeğin ihtiyacınızdan fazlasını pişirip yarısını da derin dondurucuya koyun.
 Böylece dışarı çıktığınızda da yanınıza alabileceğiniz donmuş yiyecekleriniz olur.

5 -İşyerinde sınırlı sayıda atıştırmalık tüketin.
Sağlıksız atıştırmalıkları ofisinizden içeri sokmayın ya da direkt olarak görebileceğiniz yerlerde bulundurmayın. Elinizin altında ulaşabileceğiniz bir yiyecek olmazsa daha az yemiş olursunuz. Gerçek bir öğle arası yemeği için masanızdan uzaklaşıp kendinize vakit ayırın.

6 -Mutfağınıza yeni bir düzen getirin.
Beslenme tarzınızı değiştirmenin yolu mutfaktan geçiyor. Öncelikle kızartma tencerelerinizden kurtulun ve mutfakta açılacak alana dumansız ızgara ve düdüklü tencere gibi sağlıklı pişirme araçları alın. Buzdolabını ve erzak dolabını şekerli, yüksek yağ içeren yiyeceklerden arındırın.

7-Şekeri azaltın.
Gün içinde içtiğiniz şekerli içeceklerin birinden vazgeçin. Bir kutu şekerli içecekten vazgeçmek 30 gram yani 8 çay kaşığı şekeri vücuda sokmamak anlamına gelir. Asitli ve şekerli içecekleri diyet olanlarıyla, su ve şekersiz çaylarla değiştirin. Şekerden uzaklaşmanın diğer yolları: taze meyve, suda beklemiş konserve meyve veya meyve suyu gibi seçenekler, şurupta bekleyen konserve meyvelerden daha az şeker içerir.
 
8 -İçeceklerden gelen kaloriyi düşürün.
Gün içerisinde içeceklerden alınan ortalama kalori 300 kalori civarındadır. Yaşamınızda sadece içtiklerinizi değiştirmek üç haftada bir kilo vermenizi sağlar. Şekerli içecekleri hayatınızdan çıkartıp kahvelere krema eklemekten vazgeçerseniz kilo kaybınıza destek sağlarsınız.
 
9- Her gün kahvaltı yapın.
Eğer sabahları kahvaltı yapmak için vakit bulamıyorsanız, okula veya işyerine yemeğinizi yanınızda götürün. Taşınabilir kahvaltı öğeleri olan granola, kahvaltılık tahıl barlar, kutuda yoğurtlar, hızlı yulaf ezmesi paketleri veya doğranmış taze meyveler gibi yiyecekler işinize yarayabilir.
Tipik kahvaltı yiyeceklerinden hoşlanmıyorsanız bile sabahları mutlaka vücudunuza yakıt sağlayabilecek besinler tüketmelisiniz.
 
10-Doğru beslenmek için plan yapın.
Beslenme programınızın dışına çıktınız diye sağlıklı yiyeceklerden vazgeçmeyin. Eğer geç saatlere kadar çalışıp yetiştirmeniz gereken işler varsa, bu günler için önceden beslenmenizi bozmayacak sağlıklı planları oluşturun. Tam tahıllı gevrek gibi atıştırmalıkları yanınızdan ayırmayın.
 
11 -İşlenmiş eti çok az yiyin.
Dünya Sağlık Örgütü, günde 50 gram işlenmiş et tüketiminin kalın bağırsak kanserine yakalanma riskini yükseltebileceğini açıkladı. Yeni yılda işlenmiş et ürünlerini günde 50 gramın altında tüketin.
 
12 -Parti ve davetlerde sağlıklı beslenin.
Evden çıkmadan önce sağlıklı atıştırmalar tüketmek fazla yemenizi engeller. Gittiğiniz yerde açık büfe varsa, küçük bir tabak seçin ve en az yarım meyve, sebzeyle doldurun. Tatlılar ve yüksek kalorili yiyecekleri yalnızca tadına bakmak için bir-iki çatal yiyin. Alkol veya asitli içecekler tüketiyorsanız, aşırıya kaçmayın.

13 -Yediklerinizin listesini yapın.
Yediklerinize dikkat etmek için bir yiyecek günlüğü tutun. Her dakika yazamıyor olabilirsiniz fakat en azından haftada bir-iki kere yazmak bile beslenme düzeniniz hakkında fikir edinmenizi sağlar.
 
14 -“Hayır” demeyi öğrenin.
Sağlıklı beslenme söz konusu olduğunda güçlü olmalısınız. Unutmayın ki her bir ısırık vücuda kalori olarak eklenir. Size yapılan ikramlara “Hayır” deme nedeninizi arkadaşınıza açıklayın veya onları kibarca reddedin. İnsanlara bir açıklama borçlu olmasanız da kendinize sağlık borçlusunuz.
 
15 -İhtiyacınız olandan fazlasını yemeyin.
Büyük tabaklarınızı küçükleriyle değiştirirseniz daha az yemek yersiniz. Yemeğinizi tabağa koymak için servis kaşığı yerine yemek kaşığı kullanın. Beyne doyduğunuzu iletmesi için yavaş yavaş yiyerek vücudunuza zaman tanıyın.
 
16 -Sağlıklı beslenmenize destek olacak birilerini bulun.
Bir aile üyenize veya arkadaşınıza sizinle beraber sağlıklı beslenmesini teklif edin. Kendinize sağlıklı öğünler hazırlarken, destekçinizin sağlıksız yiyecekler tüketmesine izin vermeyin.
 
17 -Haftada 1 gün vegan beslenin.
Kanada Sağlık Örgütü'nün verisine göre haftada bir gün hayvansal kaynaklı gıda tüketmemek ve bitkisel protein alternatifleri olan kuru baklagiller, kinoa, kuruyemiş, tofu gibi besinlere beslenmemizde yer vererek daha fazla lifle sağlıklı yağ almak, kalp ve sindirim sistemi sağlığını geliştiriyor.
 
18-  Başarılı olmayı isteyin.
Sağlıklı bir beslenme hedefi planladığınızda ve başarıyla uyguladığınızda kendinizi ödüllendirin. Kendinizi ödüllendirirken sağlıklı beslenme alışkanlıklarınızın dışına çıkacak yiyeceklerden uzak durun. Başardığınız hedefleri kutlamak için bitki çayı için ya da masaj yaptırın.

DETOKS YAPMAYI UNUTMAYIN!
Yeni yılda daha enerjik, zinde, formda ve mutlu olabilmek için içsel arınmaya yardım edecek; yılbaşı gecesi kalori bombardımanına tutulmuş vücudunuzun hafiflemesini sağlayacak 1-2 günlük detoks programını hayata geçirmeyi unutmayın…
Yeni yılın ilk gününde bol bol su ve bitki çayı tüketimine dayalı, sık aralıklarla küçük ama besleyiciliği yüksek besinlerle zindelik veren birinci mönü veya daha pratik uygulamalı, özellikle geç uyananlar için uygun olan ikinci mönüden faydalanabilirsiniz.

BİRİNCİ MÖNÜ
 
1- Sabah uyanınca
1 büyük bardak
limon dilimli, 1 parça taze zencefil veya 1 çay kaşığı toz zencefilli
sıcak su


2- 10 dakika sonra (detoks çayı)
1 büyük bardak sıcak suya 1 poşet elma çayı, kiraz saplı form çayı, 2 adet karanfili beraber demleyip ılık olarak için.
 
3- 10 dakika sonra kahvaltı
1 adet sade probiyotik yoğurdun içine1 tatlı kaşığı keten tohumu
1 adet kivi, 2 yemek kaşığı nar
2 yemek kaşığı sade yulaf
4- Ara öğün
1 bardak detoks çayı, 2 adet sade form bisküvi
5- Öğlen
Doyana kadar haşlanmış brokoli. İçine 1 adet kırmızıbiber doğrayın, az pul biber, dereotu, maydanoz ilave edilmiş 200 gram light yoğurt
 
Ara öğün
1 çay bardağı light kefir
Akşam
1 yemek kaşığı zeytinyağı ve limonlu soslu, 160 gram light konserve ton balıklı roka salatası
2 saat sonra
1 orta boy yeşil elma
1 tam ceviz içi
 
İKİNCİ MÖNÜ
1- Sabah uyanınca
1 büyük bardak limon dilimli sıcak su
2- Brunch
1 dilim çok tahıllı ekmek
1 kibrit kutusu light beyaz peynir
Bolca domates, salatalık, maydanoz, biber
 
Ara öğün
1 fincan yaseminli yeşil çay
 
İkindi
1 adet kivi /1 adet mandalina / 5 adet tuzsuz badem
 
Akşam
1 kase domatesli tel şehriye çorbası (bol maydanozlu)
8 yemek kaşığı kereviz / ıspanak / kabak / bamya / lahana / brokoli yemeği
200 gr diyet yoğurt
 
2 saat sonra
1 porsiyon meyve
1 adet kepekli grisini
 

Sağlıklı bir yılbaşı sofrası için tüyolar

Yeni yılda yenilenin
Yılbaşı gecesi, gerek evde gerek dışarıda, nerede kutlanırsa kutlansın “bir gecede istenildiği kadar yiyip, içmenin sorun yaratmayacağı” düşünülür. Oysa bu hiç de doğru değil…
 
Yılbaşı gecesi sofralar her zamankinden daha zengin olduğundan alınan kalori miktarı artar. Alkol fazla tüketilir, daha yağlı ve kalorisi yüksek besinler tüketilir. Bu konuda dikkat etmeniz gerekenleri şu şekilde sıralayabiliriz:
– Yılbaşı sofrasında şarküteri ürünlerini mümkün olduğunca az tüketin.
– Şarküteri ürünlerini illa tüketmek istiyorsanız da miktarını minimuma indirin ve beraberinde C vitamininden zengin yiyecekleri de bulundurun. Şarküteri ürünlerinin içeriğindeki nitrit ve nitratın etkilerini minimuma indirmek için domates, limon, yeşilbiber, maydanozdan oluşan bir salata en uygun seçenek olacaktır.
– Kırmızı et yerine balık, tavuk ve hindiyi tercih edin. Ancak yediğinizin miktarına ve pişirme şekline dikkat edin.
– Yağ tüketiminizi azaltın. Katı yağlar yerine sıvı yağları, özellikle de zeytinyağını kullanın.
– Azar azar ve yavaş yavaş yiyin. Çünkü hızlı yerken daha çok insülin salgılanır; bu da hem yağın vücutta depolanmasına hem de karaciğerde kolesterol yapımının artmasına neden olur.
– Antioksidan etkisi bulunan meyve ve sebze tüketimine ağırlık verin.
– Çorbada, sebze yemeğinizde ya da cacığınızda 2-3 diş sarımsak tüketin. Sarımsak bol miktarda potasyum, fosfor, selenyum, A ve C vitaminleri içerir.
– İki üç yemek kaşığı kadar barbunya pilakisi, kuru fasulye veya nohut tüketin. Bu besinler çok besleyicidir, hem de kalp hastalıkları ve kanserden koruyucu maddeler içerir. Bu koruyucu maddelerden biri de diyet lifidir.
 
EĞER EVDEYSENİZ…
– “Yılbaşı gecesi evde olacağım” diyorsanız aşağıdaki mönüyü takip etmenizi öneriyorum;
Uyanınca
– 1 bardak sıcak suya 1-2 dilim limon ve 1 parça çubuk tarçın koyup için.
Örnek mönüler
 
Sabah
– 1 adet probiyotik sade yoğurt
– 1 tatlı kaşığı keten tohumu
– 1 yemek kaşığı yulaf ezmesi ve haşlanmış kinoa
– 2 yemek kaşığı ayıklanmış nar
 
10 dakika sonra;
1 fincan ılık ve limonlu su
Ara öğün
– 1 orta boy mandalina veya kivi
– 1 fincan sıcak su içerisine birer poşet yeşil çay ve rezene çayı
10 dakika sonra;  1 fincan ılık ve limonlu su
 
Öğlen
– 1 kase sebze çorbası
– 2 dilim light peynirli salata
 
10 dakika sonra;  1 fincan ılık ve limonlu su
 
Ara öğün
– 3 adet kuru kayısı, 5 adet badem
10 dakika sonra; 1 fincan ılık ve limonlu su
 
Akşam
– 1 kase sebze veya domates çorbası
– 150 gr ızgara veya fırında kırmızı et, tavuk, hindi ya da 200 gr ızgara balık
– Yeşil salata
 
2 saat sonra
– 1 kase sütlü tatlı / Ê 1 porsiyon meyve / Yarım kase karışık kuruyemiş / Yağsız patlamış mısır

DIŞARIDA EĞLENECEKSENİZ…
“Yılbaşı gecesi dışarıda olacağım” diyorsanız aşağıdaki mönüyü takip etmenizi öneriyorum…
Uyanınca
– İçinde 1-2 dilim limonla 1bardak sıcak su
 
Sabah
– 1 dilim kepek ekmeği
– 1 kibrit kutusu büyüklüğünde peynir
– Domates, salatalık, sivribiber, maydanoz
– 1 fincan zencefilli ılık su
 
10 dakika sonra;
1 fincan ılık ve limonlu su
 
Ara öğün
– 1 bardak light ayran
 
Öğle
– 150 gr tavuklu yeşil salata veya peynirli salata (30 gr peynir)
– 1 bardak light ayran
10 dakika sonra;
1 fincan ılık ve limonlu su
 
Ara öğün
– 1 adet mandalina ve 1 orta boy yeşil elma
 
Akşam
Başlangıç
– Peynir tabağı (2 kibrit kutusu kadar beyaz peynir veya dil peyniri tercih etmeye çalışın)
– Zeytinyağı ilavesi yapılmadan 1 dilim somon füme veya carpaccio
– 1dilim mozarella peyniri
– Domates, salatalık
– 1 kase çorba (kremasız tercih etmeye çalışın)
Ana yemek
– Fırında hindi, tavuk veya balık (Bir el büyüklüğünde tüketin)
– Sos ilavesiz patlıcan salatası
– Arzu edilen kadar ızgara, haşlama, sote veya çiğ sebze
 
Tatlı
– Yarım porsiyon sorbe, dondurma, sütlü tatlılar veya meyve tatlıları
 
DİKKAT!
1. Eğer alkol çok tüketecekseniz tatlı mönüsünden tercih yapmayın.
2. Alkol yanında tatlı yerine iki kibrit kutusu kadar peynir ya da bir avuç içi kuruyemiş tercih edin.
3. Alkol olarak şarap, bira veya alkolsüz kokteyl tercih edin.
 
E-Bültenimize Abone Olun
Top