Kayısı

Kayısı

Prunus sözcüğü Yunanca ağaç anlamındaki prumnon sözcüğü kökenlidir. Zerdali kayısının küçüğüne ve tohumu acı olana verilen addır. Türkler erikten ayırmak için zerdaliye sarı erik diyordu. 11. yüzyıldan itibaren kitaplarda zerdali ve mışmış adı kullanılmaya başlandı. Zerdali Farsça zerdalü sözcüğünün değişikliğe uğramış halidir. Zerdalü Fars kültüründe sarı renkli yabani bir zerdali çeşidine verilen addır. Mışmış adı Arapça kökenlidir. Anadolu'da zerdaliye aşma, berge, tombak, yargaç, yarmaca da denmektedir.

Çin ve Orta Asya olduğu düşünülmektedir. Çin'de aşılanmış zerdaliden Mö 2198 yılındaki kayıtlarda bahsedilir. çinliler zerdalinin tohumunu ezerek hazırladıkları bir emülsiyonu öksürükte ve hıçkırıkta sakinleştirici olarak uygulamaktaydı.

Arap hekimler tohumundan elde ettikleri yağı hemoroit, burun ve kulak hastalıklarından uygulamaktaydı. Zerdali Afganistan, İran, Ermenistan, Kafkaslar yoluyla Anadolu'ya ve Yunanistan'a ulaşmıştır. Dioskorides, zerdali ağacının şeftali ağacından daha küçük, meyvesinin sağlıklı olduğunu yazmış ve zerdaliyi Armanium Malum yani Ermeni elması olarak adlandırılmıştır. Bu adın verilmesinin nedeni en iyi kayısının Ermenistan'da yetiştiği inancıdır. Galen şeftaliye benzediğini yazmıştır.

Kayısı 17. yüzyılda Kuzey Amerika'da, 18. yüzyılda Güney Afrika ve Avustralya'da yetiştirilmeye başlandı. Günümüzde iklimi kayısı yetişmesine elverişli olan tüm ülkelerde tarımı yapılmaktadır.

Dünyada en kaliteli kayısı Malatya'da yetişmektedir. Zerdali ağacı yetiştirmek Himalayalarda yaşayan Hun kabilesi için bir şerefti. Zerdali ağacı dikmeyen genç erkeğin bekar kalma tehlikesiyle karşı karşıya kalacağına inanılırdı. Bu kabilenin insanlarının sürekli kuru ve taze zerdali yedikleri için sağlıklı kaldıkları iler sürülmektedir.

Tıbbi Nitelikleri: Antiseptik, güçlendirici, kansızlığı önleyici sürücü, ishal kesici. Tazesi hafif sürücü, kurusu ishal kesicidir.

İçerdiği yüksek miktardaki betakaroten nedeniyle kansere karşı koruyucu olduğu sanılmaktadır. özellikle akciğer ve pankreas kanserine karşı koruyucu olduğuna inanılmaktadır.

Kullanıldığı Yerler: Bitkinlik, yorgunluk, cilt, nekahet dönemi, kansızlık, sinir bozukluğu, ishal kesici.

Botanik: Dona karşı çok duyarlıdır. Ağır balçıklı toprakları sever.

Kayısının boyu 4-7 m arasında değişir. Yabanisinin boyu 8-12 m arasında değişir. Güçlü ağacı çok yapraklıdır. Yeşil yapraklar saplı, kenarları ince dişli veya kertiklidir, yuvarlağımsı veya elips biçimlidir, uçları sivridir. Kısa saplı çiçekler tek veya ikişerli açar. Açtıklarında pembemsi olan çiçekler sonra kırmızımsı beyaz renge dönüşürler. Turuncumsu veya pembemsi sarı meyvelerin kabuğu ince kadife gibidir. Tohumlar düz ve sert kabukludur.

Meyvelerin olgunlaştığı yeşilden sarının tonlarına dönüşmesiyle anlaşılır. Tüm meyveler aynı anda olgunlaşmazlar. Olgunlaşma mayıs ayının ortasında başlar, temmuzda doruk noktasına ulaşır, ağustosa sona erer. ülkemizde Alyanak, çataloğlu, çöloğlu, Karacabey, şekerpare, procose boulbon, sterk early orange gibi birçok kayısı çeşidi yetiştirilir. Ekstra meyvenin çapı 35mm, 1. ve 2. sınıf meyvenin çapı ise 30 mm'dir. Şeker oranı yüksek olan meyvelerin aromaları ve tatları daha güzeldir. Meyve ağacından olgunlaştıktan sonra toplanır. Olgun meyve çok kısa ömürlüdür.

E-Bültenimize Abone Olun
Top