Lahana

Lahana

Brassica adının kökeni tam olarak bilinememektedir. Bazı kaynaklarda bu adın Keltçe lahana demek olan bresic veya brassic sözcüğünden türediği ileri sürülmektedir. Ülkemizde lahana cimete, dahat, dal, dülme, dürme, dürül, dürülgen, feren, gotol, halaza, kelem gibi birçok adla tanınır. Lahanaya Azerbaycanlılar kalam, Kazaklar kaputsa, Kırgızlar kapusta, Özbekler karam, Tatarlar kabista, Türkmenler kelem, Uygurlar kapuska veya basay demektedir.

Bugün tanıdığımız birçok lahana türünün yabani formu olan Brassica Oleraceae L. ’nin anavatanının akdeniz’in batı kıyıları olduğu ileri sürülmektedir. En eski tarım bitkilerinden biridir. B. Oleracea var. Capitata L. beyaz lahana, B. Oleracea var. Acephala D C. kara lahana, B. Oleracea var. Capitula Rubra L. kırmızı lahanadır. Yunanlıların bitkiyi, Batı Akdeniz kıyılarına yayılmaya başladıktan sonra tanıyarak Yunanistan’a getirdikleri sanılmaktadır. Romalılar MÖ 2. yüzyılda bitkiye tıbbi olarak çok değer veriyor ve lahananın iyi sebze olduğunu düşünüyordu. Dioskorides ve Plinius lahananın olağanüstü bir bitki olduğunu belirtmiş, bitkiyi tedavi maddesi olarak kullanmıştır. Theophrast lahananın 3 türüne yer vermiştir. 16. yüzyılda yaşamış olan ünlü hekim Hieronymus Bock lahana yemiş olan bir insanın idrarının bile tedavi gücü olduğunu yazmıştır.

Tıbbi Nitelikleri: Kan yapıcı, temizleyici, kandaki şekeri düşürücü, çıban tedavi edici, öksürük dindirici, ishal önleyici, solucan düşürücü, yara kapatıcı.

Kullanıldığı Yerler: Akne, bağırsak parazitleri, bitkinlik, zayıflık, bronşit, böcek ısırığı, böbrek, çıban, gut hastalığı , deri döküntüleri, ezikler, çürükler, iskorbüt, kansızlık, karaciğer, lumbago, öksürük, romatizma, siyatik, şeker hastalığı, soğuk algınlığı, yanıklar, yara.

Nelerinden Yararlanılır: Yapraklarından ve yapraklarından preslenen suyundan yararlanılır.

Toplanması ve Saklanması: Sonbaharda tarladan kesilerek toplanan lahana, özel depolarda saklanır. Doğru depolanırsa yenisi hasat edilinceye kadar taze olarak kalır, biyolojik olarak herhangi bir kayba uğramaz.

Kokusu ve Tadı: Kendine özgü bir kokusu vardır. Suyunun tadı yavandır.

Yan Etkileri: Bazı insanlarda gaz yapar. Bu çoğunlukla iyi pişirilmemiş olmasından kaynaklanır. Lahana yedikten sonra rezene, kimyon gibi gaz giderici çay içmek yerinde olur.

Kullanma Biçimleri: İçten ve dıştan uygulanır.

Bitkiden Yararlanma Yöntemleri: Yapraklarının suyundan yararlanılır. Yaprakların topraktan temizlenmesi gerekir. Bu nedenle kısa bir süre ılık suda yıkanır ve iki bez arasında kurutulur. Yaprakları kıyılır veya ezilir.

Su, taze yapraklar preslenerek elde edilir. Preslendikten sonra bekletilmeden içilmelidir, buzdolabında saklanmamalıdır.

Not: Sadece suyu içilerek diyet yapılmamalıdır.

İçindeki Bazı Maddeler: Karbonhidratlar, bitkisel yağ, bitkisel albümin, müsilaj, reçine, şeker, mineral izleri, A, B ve C vitaminleri. Lahana ayrıca anti-ulkus faktörü olarak bilinen ve U vitamini olarak adlandırılan bir madde içerir. Ülseri ve gastriti tedavi eden bu madde 1950 yılında bulunmuştur. 100 g lahanada 46 mg kalsiyum, 23 mg magnezyum , 46 mg potasyum, 45 mg C vitamini vardır.

E-Bültenimize Abone Olun
Top