Sağlıklı Bir Diyet İçin Yaptırmanız Gereken Rutin Testler

Sağlıklı Bir Diyet İçin Yaptırmanız Gereken Rutin Testler

Öncelikle dogru beslenme programınıza karar verdiginiz bu gün bilmeniz gereken en önemli konu saglıgınızın bir bütün oldugu ve multidisipliner sistem içinde en dogru noktaya ulasabileceginizdir.Bireysel olarak yasadıgımız beslenme problemimizin nedeni ne olursa olsun sonucta amacımız verilecek kilonun rakamsal degerinden cok nasıl o noktaya gelindigidir.Bir beslenme uzmanının görevi kendisine müracaat eden kişinin beslenme problemi noktasında danısmanlık yapmaktır.Klinik testler izlenecek yolda aydınlatıcı ögeler olacaktır.Testler sonucu almanız gereken tıbbı tedaviler söz konusu oldugunda ;konu ile ilgili uzman doktorlar çözüm mercileridir.

Beslenme uzmanının görevi bu yolda sıze dogru beslenme danısmanlıgı yapmaktır.

Sevgilerimle,

Dikkate Alınan Rutin Testler

SGOT-AST-SGPT-ALT-GGT:

Kısaltmalar ile gösterilen bu testler karaciğer fonksiyon testleri anlamına gelir. Karaciğerin etkilendiği düşünülen hastalıklarda hekim tarafından istenilir. Örneğin alkol bağımlılarında, bu testler bakıldığında istenilen değerlerin yükseldiği görülür. Fiziksel muayenesinde karaciğer ağrılı olabilir. GGT(gama-Glutamil-Transferase) olarak isimlendirilen değer böbrek, pankreas, karaciğer, safra kesesi ve prostat epitel (deri) dokusunun hücre mebranında bulunan bir enzimdir. GGT; alkol ve bazı ilaçların etkisi ile yada akut kolesistit ( kolon iltihabı), akut pankreatit( pankreas iltihabı), karaciğer nekrozu( karaciğer dokusunun kansız kalması), ve karaciğer metastazlarında artış gösteren bir enzimdir. SGOT; Karaciğer hastalıkları, kalp hastalıklarında yükselebilir. SGPT; Karaciğer hastalıkları, kalp hastalıkları ve bazı maddelerin (ilaçlar) karaciğerdeki toksik etkileri ile kandaki değeri artabilir. Tüm bu testler genellikle karaciğerden kaynaklanan hastalıkların şüphe edilmesi durumda kanda bakılan testlerdir.

HDL, LDL:

Kan kolesterol seviyesi parmak ya da kolunuzdan alınan kan örneğinden ölçülür. Bu testte total kolesterol ve iyi kolesterol (HDL) seviyeniz belirlenir. Kan testi öncesi aç olmanız ya da özel bir şey yapmanız gerekmez. Ancak bu verilerin sonucunda kötü kolesterol (LDL) seviyesinin direkt ölçümü gerekebilir, bu test için aç olmanız şarttır. Kötü kolesterol seviyesi doktorunuza kalp hastalığı riskinizle ilgili daha fazla bilgi verir ve tedaviyi belirlemede yardımcı olur.

HGB ( HEMOGLOBİN ):

100 cc kanda ne kadar demir taşıyıcı hemoglobin molekülünün bulunduğunu gösteren bir değerdir. Hemoglobin; kanda varolan oksijenle birleşmiş alyuvarlardır. Hemoglobin miktarının normal değer aralığından düşük olması anemi( kansızlık) belirtisi sayılabilir. Hemoglobin; aşırı sıvı kaybında ve Polisitemilerde yüksek çıkarken; anemilerde değeri normalden düşüktür.

HEMATOKRİT:

Kan iki kısımdan oluşur. Şekilli elemanlar ve serum olarak ikiye ayrılır. Hematokrit; kanın şekilli elemanlarının, kanın serum miktarına oranıdır. Kan kaybı fazla olan yada yoğun adet kanaması geçiren kadınlarda hemotokrit değeri düşük çıkabilir.

WBC (Lökosit):

Beyazküreler yanı akyuvarlarımızın sayısını belli eder. Kanda bakılır. Akyuvar sayısının belirlenen normal kriterlerin üzerinde çıkması vücutta enfeksiyon olabileceğinin işaretidir.

Trombosit sayısı:

Kanın pıhtılaşmasını sağlayan şekilli elemanlardır. Eksikliğinde kan yeterli sürede pıhtılaşmayacağı için ağır kanamalara neden olabilir. Bu nedenle trombosit değeri vücut için önemli bir bulgudur. Eksikliğinde periferik yayma denilen ikinci bir test ile trombositlerin durumu incelenir. Operasyon yada doğum gibi kanamanın fazla olabileceği uygulamalardan önce KZ ( Kanama Zamanı) ve PZ (Pıhtılaşma Zamanı) olarak adlandırılan iki test daha yapılarak kişinin kanamaya karşı direnci ölçülür. KZ ve PZ testleri parmağa batırılan lancet( steril iğne) ile çıkan kanın hangi sürede duracağı hesaplanarak yapılır.

MCV:

Tam kan sayımında önemli olan bir bulgudur.Özellikle gebelik döneminde annenin kırmızı kan hücrelerinin şekli hakkında genel ve uyarıcı bilgi verir. MCV kırmızı kan hücrelerinin çapı anlamına gelir. Talasemi gibi önemli genetik bağlayıcılığı olan hastalıkların teşhisinde tam kan sayımı içerisinde bakılabilen oldukça pratik ancak genel durum hakkında uyarıcı bilgi veren bir tetkiktir. Talasemi hastalarında MCV oranı düşük çıkar.

RBC(Kırmızı kan hücreleri):

Kanda bulunan eritrosit/alyuvar miktarıdır. Kemik iliği hastalıkları yada diğer kan hastalıklarında önemli bilgi verir.

İdrar Rengi, İdrar dansitesi, İdrar PH, İdrar Glukoz Miktarı, Lökosit Esteraz, İdrar bilirubin, İdrarda kan, İdrarda Protein:

Eskiden beri idarın renginin, vücudumuzun sağlığı hakkında bilgi verdiği iddiası, günümüzde yapılabilen ayrıntılı idrar testleri ile o zamanlarda inanılan kriterlerin doğruluğunu destekleyici yöndedir. İdrar rengi normal koşullarda berrak ve açık sarıdır. İdrarın konsatrasyonu ile bu renk koyuluğu değişebilir. İdrarın kırmızı olması idrarda kan bulunduğuna yada ürenin çok yüksek olduğuna işaret olabilir. Ancak raifampisin türevi ilaçlar idrarı boyayarak renginin değişmesini sağlayabilir. İdrar dansitesi idrar içerisinde bulunan şekilli elemanların, idrarın su kısmına oranı olarak da açıklanabilir. Akut böbrek yetmezliklerinde ve günlük tüketilen su miktarı ile idrar dansitesinde değişimler görülebilir. İdrar PH’ı; geçirilen idrar yolu iltihaplarında normal değerlerin üzerine çıkabilir. İdrar glikozu sağlıklı bir insanda negatif değerdedir. Ancak kan değerlerinde glukoz miktarının artmış olması, idrarda glukoz bulunmasına neden olabilir. Lökosit esteraz pozitifliği idrarda varolan lokositi, nitrit pozitifliği ise idradaki bakteri varlığının duyarlı olmayan göstergeleridir. İdrarda protein varlığı dikkat edilmesi gereken bir değerlendirmedir. Çok su içen yada idrara sık çıkan dilüe olmuş idrarda protein miktarı normal değerleri şaşırtıcı boyutta az çıkabilir. Bu nedenle idrarda protein miktarına genellikle 24 saat idrar toplanarak yapılır.

BUN (KAN ÜRE NİTROJEN):

Genellikle renal yani böbrekten kaynaklı problemlerde istenen bir tetkiktir. Ancak BUN değeri karaciğerde sentezlendiği ve tübüler rezabzorsiyonu da olduğu için renal fonksiyon bozukluğu yaşanmadığı durumlarda da değişimler görülebilir. Fazla protein alımı, aminoasit infüzyonu, Gastrointestinal sistem kanamaları (örneğin mide kanaması) ve kortikosteroid ve tetrasiklin türü ilaçların kullanımı da BUN düzeyini artıran nedenlerdir. Yine protein eksikliği ( malnütrisyon, çölyak hastalığı, nefrotik sendrom gibi), herhangi bir nedenle oluşmuş akut ve kronik ağır karaciğer hastalığı gibi durumlarda kan BUN düzeyler düşük çıkabilmektedir.

KREATİNİN:

Kreatinin düzeyi kas metabolizması ile yakından alakalı bir değerdir. İlerlemiş böbrek fonksiyon hastalıklarında kreatin miktarı iki katına çıkabilir. Bu tür durumlarda 24 saat biriktirilen idrarda yapılan kreatinin klirens hesaplamaları renal fonksiyonlar hakkında bize bilgi verilebilir. Ancak kreatinin miktarının yüksek olması sadece böbrek fonksiyon bozukluklarında ortaya çıkmaz. Ağır spor yapan sporcularda kas metabolizmasının hızlı olması nedeniyle kreatinin düzeyi de yüksek çıkabilir. Serum kreatinin denilen ve kanda bakılan kreatinin miktarı genel anlamda renal fonksiyonumuzun ne durumda olduğu hakkında bilgi verir. Yapılışı ve tam kan tetkiki ile birlikte istenilmesi genel bir değerlendirme açısından oldukça pratiktir.

TİROİT HASTALIKLARININ TEŞHİSİ

Tiroit hastalıkları nasıl teşhis edilir?

Hastanın vereceği öykü tanıda ilk adımdır. Yakınmaların nasıl ve ne zaman başladığı nasıl seyrettiği hekime tam olarak anlatılmalıdır. Ayrıca daha önceden geçirilmiş sorunlar ayrıntıları ile belirtilmeli ve ailede tiroit ile ilgili sorunu olan bireyler hatırlanmalıdır. Bu bilgilerden elde edilenler hekime isteyeceği tetkikler hakkında fikir vereceği gibi gereksiz tetkiklerin de yapılmasını bir ölçüde önleyecektir.

Tanıda ikinci önemli adım hastanın hekim tarafından muayenesidir. Gerek tiroit bölgesinin gerekse diğer sistemlerin muayenesi hastalık hakkında önemli ipuçları verecektir. Böylece tiroitte büyüme olup olmadığı, varsa büyümenin şekli ve kanseri çağrıştırıp çağrıştırmadığı belirlenir ve tiroidin çalışması hakkında fikir sahibi olunabilir. Bu bölümde de hasta ile hekim arasındaki uyum olması önemlidir.

Kan testleri

* Kanda TSH ve tiroit hormonlarının (T3 ve T4) düzeylerinin ölçülmesi: Tiroidin çalışması hakkında önemli bilgiler verir. Başlangıçta öykü ve muayenede çalışma bozukluğu belirlenememişse tek başına TSH'nın ölçülmesi yeterli olabilir. Duyarlı bir sonuç elde edilebilmesi için TSH' ya sensitif ya da ultrasensitif yöntemle bakılması tercih edilir. Üstünde önemle durulması gereken nokta: Bu tetkiklerin normal olması tiroidin çalışmasının normal olduğunu gösterir. Hastada guatr, tiroit kanseri gibi diğer hastalıkların olmadığını belirlemez. Bunlar için diğer tetkiklere gereksinim olabilir.

* Bağışıklık sistemini kontrol eden testler: Bunlar antitiroglobulin antikor ( ATA ), anti TPO antikor ( AMA ) ve Anti TSH-R ( TRAb ) gibi isimler almaktadır. Graves hastalığı, Hashimoto hastalığı ve bazı tip tiroiditlerin tanısında yardımcı olurlar.

* Tiroglobulin tayini: Bu test özellikle tiroit kanseri nedeniyle ameliyat olmuş hastaların izlenmesinde önemli ip uçları vermektedir. Ancak bu testin tam olarak değer kazanabilmesi için bireyde gözle görülebilir tiroit dokusunun kalmamış olması gerekmektedir.

* Medüller kanserlerin tanı ve tedavisinde kanda tirokalsitonin: adı verilen bir hormonun ölçülmesi faydalı bilgiler verir.

* Yine medüller kanser olan ailelerde diğer bireylerin taranması için ret genindeki mutasyonları gösterecek genetik çalışmalar yapılabilir.

ALBUMIN

Normal Değerler : 3.5-5.5 g/dL

Açıklama :

Albümin karaciğerde sentezlenen bir protein türevidir. Sağlıklı yetişkin karaciğerinde günde 12-14 gram kadar albümin sentezi yapılır. Sağlıklı kişilerde rutin olarak albümin bakılmasına gerek yoktur. Sağlıklı bir kişide albümin düzeyinin biraz yüksek ya da düşük çıkması da klinik bir önem taşımaz. Kan albümin düzeyi ölçümü özellikle ödemi olan, karaciğer hastalığı bulunan veya beslenme bozukluğu düşünülen kişilerde önem taşır.

Arttığı Durumlar :

Albümin düzeyinin yüksek ölçülmesi genellikle vücuttan su kaybı bağlıdır. Önemli değildir.

Azaldığı Durumlar :

Yaşlı insanlarda, karaciğer hastalığı olanlarda ve beslenme bozukluğu bulunan kişilerde albümin azalır. Bazı hastalarda idrar ya da bağırsak yolu ile albümin kaybı gerçekleşmektedir. Sonuçta albüminin kan düzeylerinde azalma (hipoalbüminemi) kan onkotik basıncının düşmesine bu da dokular arasında sıvı birikimine neden olarak özellikle bacaklar ve sırtta ödeme neden olur.ALKALEN FOSFATAZ - ALP

Normal Değerler : 30-1 20 U/L

ALP DEGERLERİ

Açıklama :

Vücutta neredeyse bütün dokularda bulunan ama ne iş yaptıkları tam anlaşılamamış bir enzimdir. Normal yetişkinde kanda ölçülen ALP ın yarısı karaciğer yarısı da kemik kökenlidir. ALP özellikle safra akımının durması ya da yavaşlamasına bağlı olarak görülen karaciğer hastalıkları için iyi bir testtir.

Artığı Durumlar :

Çocuk ve gençlerde hızlı kemik büyümesi nedeniyle normal yetişkine göre ALP değerleri 2-4 kat daha fazla olabilmektedir. Yine doğuma yakın gebelerde de plasenta tarafından sentezlendiğinden ALP değerleri yüksektir. Safra yollarındakitıkanma sonucu ALP değerleri yükselir. Ayrıca kemik hastalıklarında da (özellikle Paget hastalığı) ALP değerleri yükselir. Pek çok ilaç da ALP düzeylerini yükseltebilir, bu nedenle ALP yüksekliği çoğu zaman bir hastalık belirtisi olmayabilir.

Glukozla ilgili Testler

1. Açlık Kan Şekeri:

Kandaki şeker miktarının belirli bir açlık sonrası ölçülen seviyesidir. Normal kişiler aç kalınca insülin dışındaki hormonlar kan şekerini artırırken insülin aşağıya çeker. Şeker hastalarında insülin hormonu iyi çalışmadığından kan şekeri yüksek çıkar. Açlık kan şekeri ölçümü şeker hastalığının teşhisinde kullanıldığı gibi, tedavinin etkili olup olmadığını anlamak için de kullanılır. Açlık kan şekeri için en iyi zaman sabah aç karnına yapılan ölçümdür. 12-14 saat açlık en iyi sonucu verir.

Açlık kan şekerinin normal değeri sağlıklı kişilerde 70-100mg/dl arasıdır. 126mg/dl ve üzeri çıkarsa şeker hastalığınız var demektir.

Açlık kan şekeri 100 ila 126mg/dl arasında çıkarsa şeker yükleme testi (OGTT) yapılır.

Açlık kan şekeri 70 mg/dl den daha az çıkarsa şeker düşüklüğü vardır. Bunun nedenlerinin araştırılması gerekir.

2.HbA1c:

Kırmızı kan hücrelerinin içinde bulunan “hemoglobin” isimli proteine şekerin bağlanması ile oluşur. HbA1c, bu nedenle son 3 aylık veya 100 günlük kan şekerinin yüksekliği hakkında bilgi verir. Ortalama kan şekeri son 3 ayda yüksek ise HbA1c yüksek çıkar. HbA1c ölçmekle kan şekerinizin ayarının iyi olup olmadığını anlayabilirsiniz.

"HbA1c= Açlık kan şekeri+ tokluk kan şekeri" şeklinde bir formül HbA1c’nin anlamını en iyi gösterir. HabA1c bu formülde görüldüğü gibi hem açlık kan şekerinden hem tokluk kan şekerinden etkilenir. Bu nedenle hem açlık hem de tokluk kan şekerinin kontrol altına alınması gerekir. Açlık kan şekerini normal olduğu halde HbA1c yüksek ise tokluk kan şekeriniz yüksek olabilir. Ayrıca bazı kan hastalıkları da bu yüksekliği yapabilir.

HbA1c 3 ayda bir yapılabilir. Daha sık yapmaya gerek yoktur.

HbA1c normalde %4,5 civarındadır. Şeker hastalarında istenilen seviye %6 olmasıdır. Bununla birlikte %6.5 ve altı kabul edilebilir. 6.5’un üzeri organ hasarları yönünden risk taşır.

HbA1c yüksek ise bunun nedenleri araştırılır, diyet ve ilaç ayarlaması yapılır.

HbA1C ölçümünün anlamı alınan sonuca göre son 3 aylık kan şekeri ortalamasını gösterir. Aşağıda HbA1c sonucunun ne anlama geldiği verilmiştir.

%4 ise son üç aylık kan şekeri ortalaması yaklaşık 65 mg/dl
%5 ise son üç aylık kan şekeri ortalaması yaklaşık 100 mg/dl
%6 ise son üç aylık kan şekeri ortalaması yaklaşık 135 mg/dl
%7 ise son üç aylık kan şekeri ortalaması yaklaşık 170 mg/dl
%8 ise son üç aylık kan şekeri ortalaması yaklaşık 205 mg/dl
%9 ise son üç aylık kan şekeri ortalaması yaklaşık 240 mg/dl
%10 ise son üç aylık kan şekeri ortalaması yaklaşık 275 mg/dl
%11 ise son üç aylık kan şekeri ortalaması yaklaşık 310 mg/dl
%12 ise son üç aylık kan şekeri ortalaması yaklaşık 345 mg/dl civarında demektir.

HbA1c’nin 6 ve altında olması idealdir.

3.Kan yağları ölçümü :

Total Kolesterol, LDL-Kolesterol, HDL-Kolesterol, Trigliserid ölçümü

Kan yağları, koroner kalp hastalığı riski için önemli olduğundan her şeker hastasında ölçülmelidir.

Total kolesterol 200 mg/dl altında, trigliserid 150 mg/dl altında olmalıdır.

HDL-Kolesterol, iyi kolesterol olarak bilinir. Bizi kalp hastalığından koruyan HDL-Kolesteroldür. HDL-Kolesterol 40-60 mg/dl arasında olmalıdır. Daha düşük olması iyi değildir.

LDL-Kolesterol kötü kolesteroldür. Damar sertliği yapar. Şeker hastalarında LDL Kolesterol 100 mg/dl nin altında olmalıdır. Kalp hastalığı ve şeker varsa LDL-Kolesterol 70 mg/dl olmalıdır.

Trigliserid seviyesi 150 mg/dl nin altında olmalıdır. HDL yüksekliği karaciğer hastalığında olabilir ancak bazen sağlıklı kişilerde de olur.

1. OGTT (Oral Glukoz Tolerans Testi):

Şeker yükleme testi: Şeker hastalığı teşhisi için açlık kan şekeri 100 ile 126 mg/dl arasında olan kişilere yapılan bir testtir. 10 saatlik bir açlıktan sonra laboratuara gidilir, önce açlık kan şekeri ölçümü için kan alınır sonra 75 gram glukoz 300 ml suda eritilmiş olarak size verilir ve 5 dakikada içmeniz istenir. Daha sonra yarım saatte bir 2 saat süreyle kan alınıp şekere bakılır. İkinci saatte kan şekeriniz 200 ve üzeri ise sizde şeker hastalığı vardır. İkinci saat kan şekeri 140-199 mg/dl arasında ise gizli şeker vardır. Yükleme sırasında 30. dakika, 1. saat veya 1.5. saatte kan şekeriniz 200 mg/dl ve üzere ise gizli şekeriniz var demektir.

2. Rastgele kan şekeri ölçmek:

Günün herhangi bir saatinde , aç veya tokluğa bakılmaksızın kan şekerini ölçmektir. Rastgele kan şekeri 200 mg/dl ve üzerinde ise şeker hastalığı teşhisi konulur.

3. İdrarda Şeker ölçümü:

Kanda şeker 180 mg/dl’yi geçince idrarla çıkmaya başlar. Bu yöntem artık kullanılmamaktadır.

4. C-Peptid Ölçümü:

Kanda C-peptid ölçümü tip 2 diyabetli hastalarda insülin salınım kapasitesini gösterir. C-peptid düzeyi azalması insülin salınımının iyi olmadığını gösterir. Tip 1 diyabetli hastalarda ise C-peptid salınımı yoktur.

5. Tokluk 2.saat kan şekeri :

Tokluk kan şekeri genellikle yemek yedikten 2 saat sonra ölçülür. Şeker hastası kişiler mutlaka tokluk kan şekeri ölçümü yapmalıdırlar. Tokluk kan şekeri yemekten 2 saat sonra ölçüldüğünde 180 mg/dl’den az olmalıdır.Tokluk kan şekeri yüksekliğinin damar sertliğini artırdığı yapılan bilimsel çalışmalarda ortaya konmuştur. Yemek sonrası kan şekeri düzeyi yüksek olan hastalarda damar sertliğinin daha sık ortaya çıktığı ve şeker hastalığına bağlı olarak oluşan organ hasarlarının daha fazla olduğu saptanmıştır. Daha önce yapılan klinik çalışmalar açlık kan şekeri kontrolünün ve HbA1C düşüklüğünün ne kadar önemli olduğunu ortaya koymuştur. Ancak açlık kan şekeri ne kadar iyi olursa olsun şeker hastalarında yine de komplikasyonların oluştuğu görülmektedir. Bu nedenle tokluk kan şekerinin de kontrol altında tutulmasının önemi artık ortaya çıkmıştır. Tokluk kan şeker düzeyi yüksek hastalarda kalp hastalığı riskinin fazla olduğu ortaya konmuştur. Özellikle şeker yükleme testinde 2.saat kan şeker düzeyi ile kalp hastalığı riski arasında ilişki vardır. Yemek sonrası artan şeker LDL-Kolesterol denen “kötü kolesterol”ün oksidasyonunu yani damar sertliği yapıcı etkisini artırmaktadır. Ayrıca damarların içini döşeyen endotel isimli zar tabakasının iyi görev yapması da bozulmaktadır. Kan şekerinin hızlı artmasının pıhtılaşma faktörlerini artırarak damar içinde pıhtı oluşma riskini artırdığı da bilinmektedir. Kan şekerinin yemek sonrası aniden yükselmesi oksijen radikallerinin artmasına ve böylece doku hasarına neden olmaktadır.

E-Bültenimize Abone Olun
Top